
Gurbette Bayram: Özlem, Suçluluk ve Uzaktan Kutlamanın Psikolojisi
Yazan: Klinik Psikolog Berre DemirciGüncellendi:
Gurbette bayram sabahı çoğu zaman sıradan bir iş günüdür ve bu tezat, yıl boyunca taşınan özlemi bir anda yüzeye çıkarır. Bayramın neden bu kadar ağır geldiğini ve bayram öncesi, günü ve sonrası için neler yapılabileceğini anlatıyoruz.
Bayram sabahları Türkiye'de bir başkadır. Kapı zilinin sürekli çalması, mutfaktan yükselen börek kokusu, çocukların el öpmeye koşturması, komşuların birbirini ziyaret etmesi... Gurbette ise bayram sabahı çoğu zaman sıradan bir iş günüdür. Alarm çalar, kahvaltı ayakta yapılır, tren kaçmasın diye evden çıkılır. Bu tezat, yurt dışında yaşayan birçok Türk için her bayram yeniden hissedilen bir sızı yaratır. Bu yazıda, bayramın neden bu kadar ağır gelebildiğini ve bu günleri biraz daha iyi geçirmek için bayramdan önce, bayram günü ve bayramdan sonra neler yapılabileceğini anlatıyorum.
Gurbette yaşamanın yıl boyunca süren ruhsal yükünü, belirtilerini ve genel başa çıkma yollarını gurbet depresyonu sayfasında ayrıntılı olarak ele aldım. Bu yazı yalnızca bayrama özgü olana odaklanıyor.
Bayram neden sıradan bir özlem gününden farklı?
Gurbette özlem her gün vardır, ama çoğu gün arka plandadır. İş, çocuklar, gündelik telaş onu idare edilebilir tutar. Bayram ise bu dengeyi birkaç nedenle bozar.
Ritüel, aidiyetin somut hâlidir. El öpmek, bayram namazı, büyüklerin ziyareti, aynı sofraya oturmak yalnızca gelenek değildir; "bir yere ait olduğumu" bedenle ve duyularla yaşadığım anlardır. Gurbette bu ritüellerin yokluğu, aidiyetin eksikliğini soyut bir düşünce olmaktan çıkarıp elle tutulur hâle getirir.
Zaman bir anlığına durur. Bayramlar geçmişin bayramlarını, çocukluğu ve artık hayatta olmayan büyükleri de hatırlatır. Bu yüzden bayram hüznü yalnızca bugünkü uzaklığa değil, geride kalan her şeye duyulan özleme dönüşebilir.
Kayıp belirsizdir. Aile orada, hayatta ve ulaşılabilir; ama aynı anda da uzaktadır. Aile terapisti Pauline Boss'un belirsiz kayıp dediği bu durumda, kişi kaybı tam olarak yaşayıp yas tutamaz, çünkü ortada net bir kayıp yoktur. Göç araştırmalarında buna yakın bir kavram olarak kültürel yas da kullanılır: dil, ritüel ve tanıdık toplumsal dokunun kaybına duyulan, çoğu zaman adı konmamış bir yas. Bayram, bu adı konmamış yasın en görünür olduğu gündür.
Başkalarının bayramı görünürdür. Sosyal medyada Türkiye'deki ailenin kalabalık sofrasını görmek, video görüşmesiyle o sofraya bir ekran olarak katılmak ama orada olmamak, uzaklığı daha da keskinleştirebilir.
Bayramda yoğunlaşan duygular
Suçluluk ve yaşlanan ebeveyn kaygısı
"Yanlarında olmalıydım", "annemle babam yaşlanıyor, kaç bayramları kaldı?" düşünceleri bayramda çok sık gelir. Suçluluk çoğu zaman sevginin ve sorumluluk duygusunun bir işaretidir, ama her zaman bir hata yaptığınızı göstermez. Bilişsel davranışçı terapide sık kullanılan bir ilke burada yardımcı olabilir: Bir duygunun yoğun olması, onun söylediğinin doğru olduğunu kanıtlamaz. Kendinize şunları sormak suçluluğu gerçekçi bir yere oturtabilir:
- Burada olmamın nedenleri neydi ve bu nedenler hâlâ geçerli mi?
- Bugün, bu mesafeden, ailem için yapabileceğim en anlamlı şey ne?
Suçluluk, bir değişiklik yapmanız gereken bir noktayı gösteriyorsa (daha sık arama, bir sonraki bayram için izin planı) ona göre davranmak; göstermiyorsa onu fark edip bırakmak mümkündür.
Video görüşmesinin paradoksu
Görüntülü arama uzaklığı kısaltır, ama bazen daha da hissettirir. Kalabalık bir sofrada telefon elden ele dolaşırken kimseyle gerçekten konuşamamak, arka planda duyulan kahkahalar ve görüşme bittiğinde çöken sessizlik, birçok kişinin bayram gününün en zor anıdır. Aşağıda bunun için somut bir öneri var.
Çocuklar: iki bayram arasında büyümek
Gurbette büyüyen çocuklar için bayram, okulda kimsenin bilmediği, okul tatili bile olmayan bir gün olabilir. Aynı çocuk yaşadığı ülkenin bayramlarını arkadaşlarıyla kutlarken, anne babasının bayramına uzak kalabilir. Ebeveynler de "çocuklarım bu güzelliği hiç yaşamayacak" diye ayrı bir hüzün taşır. Burada amaç çocuğa Türkiye'deki bayramı birebir yaşatmak değil, bayramın onun için de anlamlı, sevdiği bir gün olmasını sağlamaktır. Dil ve kültür aktarımıyla ilgili kaygılar için çocuğunuzla aynı dili konuşamıyor musunuz? yazısına göz atabilirsiniz.
Farklı kültürden eşler ve çiftler arası farklar
Eşiniz farklı bir kültürdense bayram onun için sıradan bir gün olabilir; ya da iki eş bayramı farklı biçimde yaşamak isteyebilir. Kimin ailesinin önce aranacağı, bayramda Türkiye'ye gidilip gidilmeyeceği gibi sorular gerginliğe dönüşebilir. Bunları bayramdan önce konuşmak işe yarar. Göçün çift ilişkisine etkileri için gurbette çift ilişkisi sorunları, aile içi iletişim için gurbette aile iletişim sorunları sayfalarına bakabilirsiniz.
Yalnız yaşayanlar, öğrenciler, bayramda çalışanlar
Tek başına yaşayanlar, yeni gelmiş öğrenciler ve vardiyalı çalışıp bayramda izin alamayanlar için bayram, yalnızlığın en belirgin olduğu gün olabilir. "Herkesin bir yeri var, benim yok" hissi bayramda güçlenir. Bu durumda bayramı tek bir günle sınırlamamak ve önceden en az bir sosyal temas planlamak özellikle önemlidir.
Bayramdan önce
Bayramın zor geleceğini biliyorsanız, onu kendiliğinden gelmeye bırakmak yerine önceden hazırlanmak işe yarar.
- Günü boş bırakmayın. Bayram sabahını ve akşamını önceden planlayın: kiminle, nerede, ne yapacağınızı belirleyin. Mümkünse işvereninizle önceden izin konuşun; tam gün olmasa bile yarım gün ya da esnek saat bile fark yaratabilir.
- Beklentinizi ayarlayın. Bayramın Türkiye'deki gibi olmasını beklemek hayal kırıklığını neredeyse garanti eder. "Bu bayramın, buradaki koşullarda iyi geçmesi için neye ihtiyacım var?" sorusu daha gerçekçi bir başlangıçtır.
- Görüntülü aramanın saatini ailece belirleyin. Kalabalığın arasında rastgele bir arama yerine, sofradan önce ya da sonra, daha sakin bir saatte, birkaç kişiyle gerçekten konuşabileceğiniz bir görüşme ayarlayın.
- Eşinizle ve çocuklarınızla konuşun. Bu bayramı nasıl geçirmek istediğinizi, kimin neye ihtiyacı olduğunu önceden paylaşın.
- Topluluğunuzu arayın. Birkaç gurbetçi aileyle ortak bir bayram kahvaltısı, yerel caminin ya da derneğin bayram etkinliği, aynı şehirde yaşayan arkadaşlarla küçük bir buluşma yalnızlığı belirgin biçimde azaltır. Berlin, Köln, Amsterdam ya da Brüksel gibi büyük Türk topluluklarının yaşadığı şehirlerde bu tür buluşmalar bulmak genellikle daha kolaydır.
Bayram günü
- Küçük bir ritüel koruyun. Bayramlık giymek, sabah özel bir kahvaltı hazırlamak, bir tatlı yapmak, büyüklerin elini öpmek yerine onları sabah ilk iş aramak... Ritüelin büyüklüğü değil, sizin için anlamlı olması önemlidir.
- Hüzne yer açın. "Bayramda üzülmek ayıp" ya da "şükretmem lazım" diyerek duyguyu bastırmak onu çoğu zaman büyütür. Kısa bir süre hüzünlenmeye izin vermek, sonra planladığınız etkinliğe dönmek daha iyi işler.
- Sosyal medyayı sınırlayın. Türkiye'deki kalabalık sofraların fotoğraflarına saatlerce bakmak özlemi derinleştirebilir. Görmek istediğiniz birkaç kişinin paylaşımına bakıp ekranı kapatmak bir seçenektir.
- Kendinizi eve kapatmayın. Kısa bir yürüyüş, bir arkadaşa uğramak, bir çay içmek bile günün tek başına geçmesini önler.
Bayramdan sonra
Bayram sonrası hüzün
Bayramın ardından birkaç gün süren bir yorgunluk ve keyifsizlik olağandır. Bayram sonrasına da küçük bir şey planlamak (bir buluşma, sevdiğiniz bir etkinlik) "bayram bitti, geriye hiçbir şey kalmadı" hissini yumuşatır.
Sıladan dönüşün hüznü
Bayramı Türkiye'de geçirip dönenler için zorluk dönüşte başlayabilir. Kalabalık ve sıcak bir ortamdan sessiz bir daireye, havaalanındaki vedadan ertesi sabahki işe geçiş, ayrılığı yeniden yaşamak gibidir. Bazen buna, Türkiye'de de kendini artık tam ait hissetmemenin, "Almancı" ya da "yabancı" gibi etiketlerle karşılaşmanın kırgınlığı eşlik eder. Bu ikili yabancılık duygusunu kültürel kimlik krizi sayfasında ayrıca ele aldım.
Dönüş hüznünü hafifletmek için:
- Dönüşten sonraki ilk birkaç güne bilinçli olarak küçük planlar koyun.
- Uykunuzu ve rutininizi hızla toparlayın; düzensiz uyku duygudurumu daha da aşağı çeker.
- Yaşadığınız şehirdeki bağlarınızı ilk hafta içinde canlandırın: bir arkadaşı arayın, bir buluşma ayarlayın.
- Ailenizle bir sonraki görüşme ya da ziyaret için belirsiz bir "yakında" yerine somut bir tarih konuşun.
Türkiye'de bir kayıptan sonraki ilk bayram
Yakın birini kaybettikten sonraki ilk bayram, özellikle cenazeye katılamamış ya da yas sürecini uzaktan yaşamış biri için çok ağır olabilir. İlk bayram, kaybın gerçekliğini yeniden hissettirir. Bu günde kaybettiğiniz kişiyi anmak için küçük bir şey yapmak (sevdiği bir yemeği pişirmek, onun için dua etmek, bir fotoğrafına bakıp onu anlatmak) yası bastırmaktan daha sağlıklıdır. Uzaktan yasın kendine özgü zorluklarını gurbet depresyonu sayfasında, yas sürecinin genel seyrini ve ne zaman destek gerektiğini yas süreci yazısında anlattım.
Ne zaman profesyonel destek almalı?
Bayram dönemindeki hüzün doğaldır ve tek başına bir ruhsal bozukluk değildir. Şu durumlarda ise bir uzmanla konuşmak faydalı olur:
- Bayram geçtikten sonra da hüzün, çökkünlük ya da isteksizlik iki haftadan uzun sürüyorsa
- Uyku, iştah ve enerjide belirgin ve süreğen değişiklikler varsa
- İşe gitmek, çocuklarla ilgilenmek gibi günlük sorumlulukları yerine getirmekte zorlanıyorsanız
- "Hiçbir şeyin anlamı yok", "burada ne yapıyorum" düşünceleri baskın hâle geldiyse
- Suçluluk ya da özlem, bayramlar dışında da sizi sürekli meşgul ediyorsa
- Hüznü bastırmak için alkole, uyku ilacına ya da başka maddelere daha sık başvurmaya başladıysanız
Duyguları ana dilde, kültürel bağlamı açıklamak zorunda kalmadan konuşabilmek bu süreçte önemli bir kolaylıktır. Almanya, Hollanda ya da Belçika'da yaşıyorsanız ilgili sayfalardan, diğer ülkeler için online terapi sayfasından ücretsiz ön görüşme hakkında bilgi alabilirsiniz. Eğitimlerimi hakkımda sayfasında görebilirsiniz.
Acil durum: Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa beklemeyin. Avrupa Birliği ülkelerinde, Almanya, Hollanda ve Belçika dahil, acil yardım numarası 112'dir; Türkiye'de de 112'yi arayabilir veya en yakın acil servise başvurabilirsiniz.
Kaynaklar
- Boss, P. (1999). Ambiguous Loss: Learning to Live with Unresolved Grief. Harvard University Press.
- Bhugra, D., & Becker, M. A. (2005). Migration, cultural bereavement and cultural identity. World Psychiatry, 4(1), 18–24.
Sıkça Sorulan Sorular
Gurbette bayramda hüzünlenmek normal mi?
Evet. Bayram, aidiyetin ve aile bağlarının en yoğun hissedildiği günlerden biridir; bu günlerde uzakta olmak özlemi, yalnızlığı ve suçluluğu belirginleştirir. Bu hüzün tek başına bir ruhsal bozukluk değildir. Ancak bayram geçtikten sonra da iki haftadan uzun süren çökkünlük, uyku ve iştah bozulması ya da günlük işlerde belirgin zorlanma varsa bir uzmanla konuşmak iyi olur.
Bayramda ailemin yanında olamadığım için suçluluk duyuyorum, ne yapabilirim?
Suçluluk çoğu zaman sevginin ve sorumluluk duygusunun bir işaretidir, ama her zaman bir hata yaptığınızı göstermez. Kendinize 'Burada olmamın nedenleri neydi, bugün yapabileceğim en anlamlı şey ne?' diye sormak, duyguyu gerçekçi bir yere oturtmaya yardımcı olur. Ailenizle önceden planlanmış, acele etmeden yapılan bir görüşme ve bayram dışındaki günlerde de süren küçük temaslar suçluluğu azaltabilir.
Gurbette çocuklara bayramı nasıl yaşatabilirim?
Türkiye'deki bayramı birebir kopyalamaya çalışmak yerine çocuğunuzla birlikte size ait ritüeller kurmak daha kalıcı olur: bayramlık hazırlamak, birlikte tatlı yapmak, büyükleri görüntülü aramak, başka ailelerle ortak bir kahvaltı ya da çocukların birbirini ziyaret ettiği küçük bir bayram turu gibi. Çocuğa bayramın ne olduğunu kendi yaşına göre anlatmak ve yaşadığınız ülkedeki bayramlarla karşılaştırmadan konuşmak, iki kültür arasında kalma hissini hafifletir.
Bayramda Türkiye'ye gidip döndükten sonra neden daha kötü hissediyorum?
Kalabalık ve sıcak bir aile ortamından tekrar sessiz bir gündelik hayata dönmek, ayrılığı yeniden yaşamak gibidir. Bu 'dönüş hüznü' birkaç gün ile birkaç hafta içinde çoğu kişide hafifler. Dönüşten sonraki ilk günlere küçük planlar koymak, uykuyu ve rutini hızla toparlamak ve yaşadığınız yerdeki sosyal bağlarınızı bilinçli olarak canlandırmak geçişi kolaylaştırır.
Seanslar nerede yapılıyor?
İstanbul'da iki ofiste yüz yüze, Türkiye ve Avrupa'dan online.




