Yas Süreci: Evreleri, Ne Kadar Sürdüğü ve Ne Zaman Destek Gerektiği
sorunlar15 dk okuma

Yas Süreci: Evreleri, Ne Kadar Sürdüğü ve Ne Zaman Destek Gerektiği

Yazan: Yayınlandı:

Yas, bir kayba verilen doğal bir tepkidir ve herkes için farklı ilerler. Yas evrelerinin ne anlattığını, yasın ne kadar sürdüğünü, uzamış yası ve ne zaman destek almak gerektiğini klinik bir bakışla anlatıyoruz.

Paylaş:

Yas, sevdiğimiz birini kaybettiğimizde zihnimizin, bedenimizin ve ilişkilerimizin bu kayba verdiği doğal tepkidir. Bir hastalık değildir, düzeltilmesi gereken bir hata da değildir. Yine de çok yorucu olabilir: insan bir gün toparlandığını düşünürken ertesi gün en başa dönmüş gibi hissedebilir. Bu yazıda yasın nasıl işlediğini, "yas evreleri" dediğimiz modelin ne anlattığını ve ne anlatmadığını, yasın ne kadar sürdüğünü ve hangi durumlarda destek almanın iyi geleceğini anlatıyorum.

Yas nedir, neden bu kadar acıtır?

Yas, bağ kurduğumuz birini kaybetmenin karşılığıdır. Bağ ne kadar güçlü ve yaşamımızın ne kadar büyük bir bölümüne dokunuyorsa, kaybın boşluğu da o kadar geniş olur. Kaybedilen yalnızca bir insan değil, onunla birlikte süren alışkanlıklar, gelecek planları, bir rol ("evladı olmak", "eşi olmak") ve bazen dünyaya bakışımızın bir parçasıdır. Bu yüzden yas, sadece üzüntü değil, yaşamı kişi olmadan yeniden kurma çabasıdır.

Yas en çok bir ölümden sonra konuşulur; ancak bir ayrılık, boşanma, göç, sağlığın kaybı, bir gebeliğin kaybı ya da çok sevilen bir evcil hayvanın ölümü de yas tepkilerine yol açabilir. İlişki bitiminden sonraki yas ayrılık acısı yazısında ayrıca ele alınıyor; bu yazı daha çok bir yakının ölümünden sonraki süreçle ilgili.

Yas evreleri: Kübler-Ross modeli ne anlatır, ne anlatmaz?

"Yasın 5 evresi" denince akla Elisabeth Kübler-Ross'un 1969'da önerdiği model gelir:

  • İnkâr: "Bu gerçek olamaz." Şok, uyuşukluk, olanı kavrayamama.
  • Öfke: Doktorlara, kadere, çevreye, bazen ölen kişiye ya da kendine yönelen öfke.
  • Pazarlık: "Keşke erken fark etseydim", "Şöyle yapsaydım yaşardı" düşünceleri.
  • Depresyon: Kaybın kalıcılığı anlaşıldıkça derinleşen üzüntü ve içe çekilme.
  • Kabul: Kaybın yaşamın bir gerçeği olarak yerleşmesi ve yaşama yeniden katılım.

Bu duyguların hepsi yasta görülebilir ve adlarını bilmek birçok insana "Bende bir tuhaflık yok" dedirtir. Modelin değeri buradadır. Ancak iki önemli sınırı var:

Model yas tutanlar için geliştirilmedi. Kübler-Ross bu evreleri, ölümcül hastalığı olan kişilerin kendi ölümleriyle yüzleşmesini gözlemleyerek tanımladı. Sonradan yas tutan yakınlara uyarlandı.

Yas doğrusal ilerlemez. Araştırmalar, insanların bu evreleri belirli bir sırayla ve birini bitirip diğerine geçerek yaşadığını desteklemiyor. Kayıp yaşayan kişilerle yapılan bir çalışmada, ilk aylardan itibaren en sık bildirilen tepkinin "kabul", en baskın olumsuz duygunun ise öfke ya da depresyon değil özlem olduğu görüldü. Yas araştırmacıları, evrelerin bir yol haritası gibi sunulmasının kişilere "Ben neden hâlâ öfke evresine geçmedim?", "Kabul etmiştim, neden yine ağlıyorum?" gibi gereksiz kaygılar yükleyebileceği konusunda uyarıyor.

Daha güncel yaklaşımlar yası bir merdiven değil, bir gidip gelme olarak tarif eder. Çift süreç modeline göre yas tutan kişi bir yandan kayba dönük işlerle (ağlamak, anmak, özlemek) uğraşır, bir yandan da yaşamı yeniden kurmaya dönük işlerle (yeni sorumluluklar, günlük düzen, dinlenme). Sağlıklı yas, bu ikisi arasında esnekçe gidip gelebilmektir; sürekli yalnızca birinde kalmak ise zorlanmanın işareti olabilir. Worden da yası evreler yerine görevler olarak düşünür: kaybın gerçekliğini kabul etmek, acıyı yaşamak, kişinin olmadığı bir dünyaya uyum sağlamak ve ölen kişiyle bağı, yaşamaya devam etmeye izin verecek biçimde yeniden düzenlemek.

Son görev önemli bir noktayı hatırlatır: yas, ölen kişiyi "unutmak" ya da "bırakmak" değildir. Birçok insan onunla içsel bir bağı sürdürür; anılarında, değerlerinde, ritüellerinde yaşatır. Bu bağ, yasın sağlıklı bir parçası olabilir.

Yas sürecinde neler hissedilir?

Yasın tepkileri kişiden kişiye çok farklıdır. Aşağıdakilerin çoğu, özellikle ilk aylarda beklenen tepkilerdir:

Duygusal tepkiler

  • Dalga dalga gelen yoğun özlem ve üzüntü
  • İnanamama, "Kapıdan girecekmiş gibi" hissetme
  • Öfke ve kırgınlık
  • Suçluluk: "Yeterince yanında olmadım", "Son konuşmamız keşke öyle geçmeseydi"
  • Uzun bir hastalık döneminden sonra rahatlama hissi ve bu hissin yarattığı utanç
  • Yalnızlık, hatta kalabalık içinde yapayalnız hissetme
  • Hiçbir şey hissedememe, duygusal donukluk

Bedensel tepkiler

  • Uyku bozukluğu, erken uyanma ya da çok uyuma
  • İştahta azalma veya artma
  • Yorgunluk, halsizlik
  • Göğüste sıkışma, boğazda düğüm hissi, çarpıntı
  • Bağışıklığın düştüğü hissi, sık hastalanma

Bilişsel (zihinsel) tepkiler

  • Dalgınlık, odaklanmada ve hatırlamada güçlük
  • Ölen kişiyi, son günlerini ya da ölüm anını sık sık düşünme
  • Onun sesini duyar gibi olmak, kalabalıkta onu görür gibi olmak; yasta sık yaşanır ve tek başına bir ruhsal hastalık belirtisi değildir
  • Ölüm, anlam ve inançla ilgili yeni ve zor sorular

Davranışsal tepkiler

  • Eşyalarına dokunamamak ya da tam tersine onlardan hiç ayrılamamak
  • Mezarı sık ziyaret etmek ya da hatırlatan her yerden kaçınmak
  • İçe çekilme veya yalnız kalamama

Bu tepkilerin varlığı değil, zaman içindeki seyri önemlidir. Genellikle yoğunlukları azalır ve aralarda yaşama dönen anlar çoğalır. Bir yakının ölümünden sonra kendi ölümünü ya da başka birini kaybetmeyi daha sık düşünmek de sık görülür; bu korku kalıcılaştığında ölüm korkusu ve sevdiklerini kaybetme korkusu sayfalarındaki örüntülere dönüşebilir.

Yas ne kadar sürer?

Bu, yas tutan kişilerin en sık sorduğu sorulardan biri ve dürüst yanıtı şu: herkes için geçerli bir süre yok. Yasın seyrini etkileyen başlıca etkenler şunlardır:

  • Ölen kişiyle ilişkinin yakınlığı ve niteliği (çok yakın, bağımlı ya da çatışmalı ilişkiler yası zorlaştırabilir)
  • Ölümün nasıl gerçekleştiği (beklenen mi, ani mi, şiddet içeren mi)
  • Kişinin daha önceki kayıpları ve ruhsal sağlığı
  • Çevreden alınan destek ve yas ritüellerine katılabilmek
  • Kaybın ardından gelen ek zorluklar: maddi sorunlar, taşınma, bakım yükü

Birçok kişide acının en keskin hâli aylar içinde yumuşar. İlk yıl özellikle zordur, çünkü ilk bayram, ilk doğum günü ve ölüm yıl dönümü gibi günler acıyı yeniden canlandırır. Yıllar sonra bir şarkıyla, bir kokuyla birden gelen hüzün de yasın olağan bir parçasıdır; "hâlâ geçmedi" anlamına gelmez.

Toplumda "kırkı çıkınca", "bir yıl dolunca" gibi zaman beklentileri vardır. Bu ritüellerin anlamı ve teselli edici yanı büyüktür; ancak psikolojik açıdan yas bir takvime uymak zorunda değildir. Önemli olan belirli bir tarihte "bitmesi" değil, zamanla yaşamın yeniden alan açabilmesidir.

Bazı kişilerde ise yas zamanla yumuşamak yerine yerinde sayar ve yaşamı giderek daha fazla daraltır. Bu durum bugün ayrı bir klinik tablo olarak tanımlanıyor.

Uzamış yas bozukluğu nedir?

Uzamış yas bozukluğu (literatürde "komplike yas" ya da eski adıyla "patolojik yas" olarak da geçer), yasın beklenenden çok uzun sürmesi ve kişinin yaşamını belirgin biçimde kısıtlaması durumudur. Hem Dünya Sağlık Örgütü'nün sınıflaması ICD-11 hem de Amerikan Psikiyatri Birliği'nin DSM-5-TR'si bu tabloyu artık ayrı bir tanı olarak tanımlıyor.

ICD-11 (6B42 Uzamış yas bozukluğu): Eş, anne baba, çocuk ya da başka bir yakının ölümünden sonra ölen kişiye yönelik sürekli ve her yeri kaplayan bir özlem ya da onunla ilgili süregiden bir zihinsel meşguliyet vardır. Buna yoğun duygusal acı eşlik eder: üzüntü, suçluluk, öfke, ölümü kabul etmekte güçlük, kendinden bir parçanın yok olduğu hissi, olumlu duygu yaşayamama, duygusal donukluk, sosyal ve diğer etkinliklere katılmakta zorlanma gibi. Bu yas tepkisi kayıptan sonra en az 6 ay sürer, kişinin içinde yaşadığı toplumun kültürel ve dini normlarının belirgin biçimde ötesine geçer ve günlük işlevselliği ciddi biçimde etkiler.

DSM-5-TR (Uzamış yas bozukluğu): Ölümün üzerinden yetişkinlerde en az 12 ay, çocuk ve ergenlerde en az 6 ay geçmiştir. Son bir ay boyunca neredeyse her gün, ölen kişiye yoğun özlem ya da onunla ilgili düşünce ve anılarla meşguliyet görülür. Buna ek olarak şu belirtilerden en az üçü bulunur:

  • Kimlik duygusunun sarsılması, "bir parçam onunla birlikte öldü" hissi
  • Ölüme karşı belirgin bir inanamama hâli
  • Kişinin öldüğünü hatırlatan şeylerden kaçınma
  • Ölümle ilgili yoğun duygusal acı (öfke, acılık, keder)
  • İlişkilere ve etkinliklere yeniden katılmakta zorluk
  • Duygusal donukluk
  • Yaşamın anlamsız geldiği hissi
  • Yoğun yalnızlık

Bu tepki de kültürel ve dini normların beklenenden belirgin biçimde uzun ve yoğundur, kişide ciddi sıkıntıya ya da işlev kaybına yol açar.

İki önemli not: Birincisi, bu süre eşikleri "yas 6 ayda ya da 1 yılda bitmeli" anlamına gelmez. Eşikler yalnızca, olağan yasın bir bozukluk gibi değerlendirilmesini önlemek için konmuş alt sınırlardır. İkincisi, bu listeler kişinin kendine tanı koyması için değil, klinik değerlendirmeye yol göstermesi için vardır. Tanı ancak bir ruh sağlığı uzmanıyla yapılan görüşmede konabilir.

Ani ve travmatik kayıplar

Uzun bir hastalık sürecinden sonra gelen ölüm de acıtır; ancak ani ve beklenmedik ölümler yası farklı biçimde etkileyebilir. Kaza, kalp krizi, deprem gibi afetler, intihar ya da şiddet sonucu yaşanan kayıplarda kişinin vedalaşma fırsatı olmamıştır ve ölümün kendisi travmatik bir olay olarak da yaşanır.

Böyle durumlarda yasa travma tepkileri eşlik edebilir:

  • Ölüm anına, habere ya da cenazeye ait istemsiz, canlı görüntüler ve kâbuslar
  • Sürekli tetikte olma, irkilme, uyuyamama
  • Olayı hatırlatan yer, haber ve konuşmalardan kaçınma
  • "Önleyebilirdim", "Beni aradığında açsaydım" gibi düşünceler etrafında dönen yoğun suçluluk
  • İntihar kaybında sık görülen "Neden?" sorusu, öfke ve damgalanma korkusu

Travmatik yasta özlem ve üzüntü, travmanın yarattığı dehşet ve kaçınmayla karışır; kişi ölen yakınını hatırlamak ister ama her hatırlayış ölüm anını da getirdiği için anılara yaklaşamaz. Bu nedenle travmatik kayıplarda yas daha yavaş ilerleyebilir ve hem yası hem travma tepkilerini ele alan bir değerlendirme yararlı olur. Travma sonrası stres belirtileri ön plandaysa bu belirtiler de terapide ayrıca çalışılır.

Gurbette yas: uzaktan gelen ölüm haberi

Yurt dışında yaşayanlar için bir yakının ölümü çoğu zaman bir telefonla gelir. Uçak bileti, izin, vize ya da mesafe nedeniyle cenazeye yetişememek; cenazeyi bir video görüntüsünden izlemek; taziyelerin olduğu evde bulunamamak yası yalnızlaştırabilir. Kişi bulunduğu ülkede işine devam etmek zorunda kalır, çevresindekiler kaybın büyüklüğünü bilmez ya da anlamaz. Bu tür, çevre tarafından görülmeyen ve kabul edilmeyen yas literatürde "tanınmayan yas" olarak adlandırılır.

Cenazede bulunamamak, kaybın gerçekliğini kavramayı da zorlaştırabilir: "Sanki hâlâ orada, ben dönünce kapıyı açacak" duygusu uzun süre devam edebilir. Suçluluk ("Yanında olmalıydım", "Neden bu kadar uzağa geldim") ve geride kalan aile üyeleri için duyulan kaygı buna eklenir.

Uzaktan yası biraz daha taşınabilir kılabilecek bazı adımlar:

  • Cenaze ya da mevlit gibi törenlere canlı yayınla katılmak ya da o saatte bulunduğunuz yerde bir araya gelmek
  • Bulunduğunuz şehirde kendi küçük anma ritüelinizi yapmak: bir fotoğraf, bir mum, bir dua ya da ona bir mektup
  • Kaybı işyerine ve yakın çevrenize açıkça söylemek; yasın görülmesi yalnızlığı azaltır
  • Türkiye'ye döndüğünüzde mezarı ziyaret etmek, eşyalarını görmek gibi "ertelenmiş vedalaşma" anları planlamak
  • Duygularınızı ana dilinizde konuşabileceğiniz birini bulmak

Gurbette uzun süre yalnız taşınan yas, zamanla gurbet depresyonu tablosuyla iç içe geçebilir. Seanslar online terapi ile bulunduğunuz ülkeden, Türkçe olarak yürütülebilir.

Çocukla yası konuşmak

Çocuklar da yas tutar, ancak bunu yetişkinlerden farklı gösterirler. Bir an ağlayıp bir sonraki an oyuna dönebilirler; bu, kaybı umursamadıkları anlamına gelmez, acıyı küçük parçalar halinde taşıyabildikleri anlamına gelir. Yasın çocuklarda öfke patlamaları, gerileme (altını ıslatma, bebeksi konuşma), karın ve baş ağrıları, uyku sorunları, ayrılık kaygısı ya da okul başarısında düşüş olarak görülmesi de sık rastlanan bir durumdur.

Birkaç temel ilke yol gösterici olur:

  • Ölümü açık ve yaşına uygun sözcüklerle anlatmak; "uyudu", "uzun bir yolculuğa çıktı" gibi ifadeler yerine "öldü, bedeni artık çalışmıyor" gibi somut bir dil kullanmak
  • Çocuğun sorularını geçiştirmemek, bilmediğiniz yerde "Bunu ben de bilmiyorum" diyebilmek
  • Kendi üzüntünüzü tamamen saklamamak; onu yetişkin olarak taşıyabildiğinizi gösterecek ölçüde paylaşmak
  • İsterse cenaze ve anma ritüellerine, ne olacağını önceden anlatarak katılmasına izin vermek
  • Günlük düzeni olabildiğince korumak ve "Ona ne olacak, bana kim bakacak?" sorusunun yanıtını netleştirmek

Yaş gruplarına göre ne söylenebileceği ölümden korkan çocuğa nasıl davranılmalı yazısında ayrıntılı olarak anlatılıyor. Çocuğun yas tepkileri aylar içinde azalmak yerine artıyorsa, okula gitmeyi reddediyorsa ya da ölümle ilgili oyunlar ve konuşmalar kaygıyla tekrarlanıyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek almak iyi olur. Küçük çocuklarda duygular çoğu zaman sözcüklerden çok oyunla ifade edildiği için oyun terapisi de bu süreçte kullanılabilir.

Yas sürecindeki birine nasıl davranılır?

Yas tutan birinin yanında olmak zor gelebilir; ne söyleyeceğini bilememek, yanlış bir şey söyleme korkusu insanları uzak tutabilir. Oysa çoğu zaman mükemmel sözler değil, orada olmak iyi gelir.

İyi gelebilecekler

  • Dinlemek, acıyı düzeltmeye ya da hızlandırmaya çalışmamak
  • Ölen kişinin adını anmak, onunla ilgili bir anıyı paylaşmak
  • "Bir şey olursa ara" yerine somut yardım önermek: yemek getirmek, çocukları almak, resmi işlerde eşlik etmek
  • İlk haftalardan sonra da aramaya devam etmek; destek çoğu zaman cenazeden sonra azalır, yalnızlık ise tam o zaman artar
  • Yıl dönümü ve bayram gibi zor günleri hatırlamak

Kaçınmakta fayda olanlar

  • "Güçlü olmalısın", "Artık toparlanman gerek" gibi baskı kuran sözler
  • "En azından çok acı çekmedi", "Daha gençsin, yine çocuğun olur" gibi kaybı küçülten karşılaştırmalar
  • Yası belirli bir süreye bağlamak
  • Kişinin nasıl yas tutması gerektiğine karar vermek: kimi çok ağlar, kimi hiç ağlamaz; ikisi de olağandır

Yas ve depresyon arasındaki fark

Yas ve depresyon dışarıdan benzer görünebilir: üzüntü, uykusuzluk, iştahsızlık, içe çekilme her ikisinde de olabilir. Ancak bazı farklar ayırt etmeye yardımcı olur:

  • Acının biçimi: Yasta acı çoğu zaman dalgalar halinde gelir ve kayıpla, anılarla bağlantılıdır. Depresyonda çökkünlük daha yaygın ve süreklidir, belirli bir düşünceye bağlı olmadan her şeye yayılır.
  • Olumlu duygular: Yas tutan kişi ölen yakınıyla ilgili bir anıya gülebilir, arada teselli ve sıcaklık hissedebilir. Depresyonda keyif alma yeteneği daha genel ve kalıcı biçimde azalır.
  • Benlik algısı: Yasta kişinin kendine bakışı genellikle korunur; suçluluk varsa ölen kişiyle ilgili belirli konulara odaklanır. Depresyonda ise değersizlik, işe yaramazlık ve kendinden nefret etme duyguları öne çıkar.
  • Ölüm düşünceleri: Yasta ölümü düşünmek çoğu zaman ölen kişiye "kavuşma" özlemiyle ilgilidir. Depresyonda ise kişinin kendini yaşamaya değer bulmaması ya da acıya dayanamaması etrafında döner.

Yas depresyona karşı koruyucu bir kalkan değildir; yas sırasında da depresyon gelişebilir ve bu durumda gözden kaçmaması önemlidir. Özellikle daha önce depresyon geçirmiş kişilerde kayıp yeni bir dönemi tetikleyebilir. Depresyonun belirtileri ve tedavisi depresyon sayfasında ayrıntılı olarak anlatılıyor.

Özlem ile yaşamak istememek aynı şey değildir. "Keşke ben de onunla gitseydim" gibi düşünceler yasta zaman zaman gelip geçebilir. Bu düşünceler kalıcılaşıyor, yaşamaya devam etmenin anlamsız geldiği hissine dönüşüyor ya da kendinize zarar vermeyi düşünmeye başladıysanız beklemeden destek alın. Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Yas sürecini taşımaya yardımcı olabilecekler

Yası "atlatmanın" kısa bir yolu yok; ama yükü biraz hafifleten şeyler var:

  • Acıya alan açmak: Ağlamak, anlatmak, yazmak. Duyguyu sürekli bastırmak, çoğu zaman onu ertelemekten öteye geçmez.
  • Yaşama da alan açmak: Günlük düzene, işe, sevdiklerinizle geçirilen zamana dönmek ölen kişiye ihanet değildir; yasın öteki yüzüdür. Arada gülmek ya da iyi hissetmek suçluluk nedeni olmamalı.
  • Bedeni ihmal etmemek: Düzenli yemek, uyku ve kısa yürüyüşler; yas çok yorucu bir süreçtir.
  • Ritüellere katılmak ve kendi ritüelinizi oluşturmak: Anma günleri, mezar ziyareti, bir fotoğraf köşesi, ona yazılan bir mektup.
  • Büyük kararları ertelemek: İlk aylarda taşınma, satış ya da ani yaşam değişikliklerini mümkünse ertelemek.
  • Acıyı uyuşturmak için alkol veya sakinleştiriciye yönelmemek: Uyku ya da kaygı için ilaç ihtiyacı varsa bunu bir hekimle konuşmak.
  • Yalnız taşımamak: Aileyle, arkadaşlarla, benzer bir kayıp yaşamış kişilerle ya da bir uzmanla konuşmak.

Ne zaman destek almalı?

Yas tutan herkesin terapiye ihtiyacı yoktur; birçok insan zamanla ve yakınlarının desteğiyle kaybını yaşamına yerleştirir. Ancak şu durumlarda bir klinik psikologla görüşmek faydalı olabilir:

  • Aylar geçmesine rağmen acı yumuşamıyor, hatta artıyorsa
  • Kaybı hâlâ gerçek gibi hissedemiyor ya da ölen kişiyi hatırlatan her şeyden kaçınıyorsanız
  • Ölüm anına ait görüntüler, kâbuslar ya da yoğun suçluluk sizi bırakmıyorsa
  • İşe, eve, çocuklara ya da kendinize bakmakta belirgin biçimde zorlanıyorsanız
  • Yaşamın anlamını yitirdiğini düşünüyor, ölen kişiye kavuşma isteği giderek güçleniyorsa
  • Uyku ve iştah uzun süredir ciddi biçimde bozuksa ya da alkol ve ilaç kullanımınız arttıysa
  • Kayıp ani, şiddet içeren ya da intihar sonucu gerçekleştiyse
  • Destek alabileceğiniz kimse yoksa ya da yas çevreniz tarafından görülmüyorsa

Bu listeyi yalnızca kendinizi fark etmek için kullanın. Bu liste bir tanı aracı değildir.

Terapide yas nasıl çalışılır?

Yas terapisinde amaç acıyı "silmek" ya da ölen kişiyi unutturmak değildir. Terapide genellikle kaybın hikâyesini güvenli bir ortamda anlatmak, kaçınılan anılara ve duygulara adım adım yaklaşmak, suçluluk ve "keşke"ler üzerine çalışmak, ölen kişiyle bağı yaşamaya devam etmeye izin verecek biçimde yeniden düzenlemek ve yaşamın yeniden anlam kazanacağı alanları birlikte bulmak üzerine çalışılır. Uzamış yas için geliştirilmiş, bilişsel davranışçı ilkelere dayanan yapılandırılmış yaklaşımlar vardır; travmatik kayıplarda travma belirtileri de sürece dahil edilir. Süre kişiye, kaybın niteliğine ve eşlik eden sorunlara göre değişir.

"Kayıp, Travma ve Yas Terapisi Eğitimi"ni ve DATEM Bilişsel ve Davranışçı Terapiler programının "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" modülünü tamamladım; yas sürecindeki danışanlarla bireysel terapi kapsamında çalışıyorum. Seanslar yüz yüze ya da online terapi olarak yapılabilir.

Psikiyatri değerlendirmesi ne zaman gerekir?

Psikologlar ilaç yazmaz. Yasın yanında ağır depresyon belirtileri, uzun süredir düzelmeyen ciddi uykusuzluk, yoğun travma belirtileri ya da yaşamınıza son verme düşünceleri varsa psikiyatri değerlendirmesi önerilir. İlaç gerekip gerekmediğine psikiyatri uzmanı karar verir; ilaç ve terapi birlikte de yürütülebilir. Hangi durumda kime başvurmanız gerektiğini psikolog mu psikiyatrist mi yazısında bulabilirsiniz.

Bu yazı Ölüm Korkusu kapsamındadır.

Kaynaklar

  • American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). Prolonged Grief Disorder.
  • World Health Organization. (2019/2022). International Classification of Diseases, 11th Revision (ICD-11): 6B42 Prolonged grief disorder.
  • Kübler-Ross, E. (1969). On Death and Dying. Macmillan.
  • Maciejewski, P. K., Zhang, B., Block, S. D., & Prigerson, H. G. (2007). An empirical examination of the stage theory of grief. JAMA, 297(7), 716–723.
  • Stroebe, M., Schut, H., & Boerner, K. (2017). Cautioning health-care professionals: Bereaved persons are misguided through the stages of grief. OMEGA – Journal of Death and Dying, 74(4), 455–473.
  • Stroebe, M., & Schut, H. (1999). The dual process model of coping with bereavement: Rationale and description. Death Studies, 23(3), 197–224.
  • Worden, J. W. (2018). Grief Counseling and Grief Therapy: A Handbook for the Mental Health Practitioner (5th ed.). Springer.
  • Doka, K. J. (Ed.). (1989). Disenfranchised Grief: Recognizing Hidden Sorrow. Lexington Books.
  • Shear, K., Frank, E., Houck, P. R., & Reynolds, C. F. (2005). Treatment of complicated grief: A randomized controlled trial. JAMA, 293(21), 2601–2608.

Sıkça Sorulan Sorular

Yas sürecinin 5 evresi nelerdir?

En bilinen model, Elisabeth Kübler-Ross'un inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul olarak sıraladığı beş evredir. Bu model ilk olarak ölmekte olan hastaların deneyimlerinden yola çıkılarak önerilmiştir. Yas tutan kişilerin bu evreleri sırasıyla ve tek tek geçirdiğini gösteren güçlü bir araştırma kanıtı yoktur. Duygular iç içe, ileri geri ve farklı yoğunluklarda yaşanabilir; bu nedenle evreleri bir yol haritası değil, yasın içinde görülebilecek duyguların bir listesi gibi düşünmek daha doğrudur.

Yas süreci kaç ay sürer?

Herkes için geçerli bir süre yoktur. Kaybın türü, ölen kişiyle ilişki, ölümün nasıl gerçekleştiği ve kişinin destek kaynakları süreyi etkiler. Birçok kişide yoğun acı aylar içinde yumuşar; özlem ise yıllarca, özellikle yıl dönümlerinde ve bayramlarda yeniden canlanabilir ve bu olağandır. Tanı sistemleri uzamış yas bozukluğu için ICD-11'de en az 6 ay, DSM-5-TR'de yetişkinlerde en az 12 ay gibi eşikler kullanır; ancak bu eşikler 'yas bu sürede bitmeli' anlamına gelmez, yalnızca değerlendirme için bir alt sınırdır.

Yasın 7 evresi nelerdir?

Bazı popüler kaynaklarda beş evreye şok, suçluluk, yeniden yapılanma ya da umut gibi aşamalar eklenerek yedi evreli listeler verilir. Bu listeler bilimsel bir sınıflama değildir ve kaynaktan kaynağa değişir. Evre sayısından bağımsız olarak, yasın doğrusal ilerlemediği ve kişiye göre farklı biçimlerde yaşandığı bilinmektedir.

Yas sürecinin belirtileri nelerdir?

Yoğun özlem, üzüntü, inanamama, öfke ve suçluluk en sık duygusal tepkilerdir. Uyku ve iştah değişiklikleri, yorgunluk, göğüste sıkışma gibi bedensel tepkiler; dalgınlık, unutkanlık ve ölen kişiyi sık sık düşünme gibi zihinsel tepkiler de görülebilir. Bunlar ilk aylarda beklenen tepkilerdir. Tepkiler zamanla yumuşamak yerine yaşamı giderek daha fazla kısıtlıyorsa bir uzmanla konuşmak faydalı olur.

Travmatik yas belirtileri nelerdir?

Ani, şiddetli ya da beklenmedik bir ölümden sonra yasa travma tepkileri eşlik edebilir: ölüm anına ya da habere ait istemsiz, canlı görüntüler, kâbuslar, sürekli tetikte olma, ölümü hatırlatan yer ve durumlardan kaçınma ve 'önleyebilirdim' düşüncesi etrafında dönen yoğun suçluluk. Bu belirtiler özlem ve üzüntüyle birleştiğinde yas daha zor ilerleyebilir; bu durumda travma odaklı bir değerlendirme yararlı olur.

Yas sürecinde olan birine nasıl davranılır?

Acıyı düzeltmeye ya da hızlandırmaya çalışmadan eşlik etmek en değerli destektir. Ölen kişinin adını anmaktan çekinmemek, dinlemek, 'Ne yapabilirim?' yerine yemek getirmek ya da bir işi üstlenmek gibi somut yardım önermek iyi gelir. 'Güçlü ol', 'Artık toparlanman lazım' ya da kaybı küçülten karşılaştırmalar yapmak ise kişinin kendini yalnız hissetmesine yol açabilir. İlk haftalardan sonra da aramaya devam etmek önemlidir.

Yas tutarken neler yapılmaz?

Dini ve kültürel gelenekler yas döneminde nelerin yapılıp yapılmayacağına dair farklı kurallar içerebilir; bu konuda kendi inanç çevrenize danışabilirsiniz. Psikolojik açıdan ise yasın 'doğru' bir yolu yoktur. Genel olarak önerilen, ilk aylarda taşınma ya da büyük maddi kararlar gibi geri dönüşü zor kararları ertelemek ve acıyı uyuşturmak için alkol veya sakinleştiriciye başvurmamaktır. Gülmek, keyif almak ya da günlük işlere dönmek ölen kişiye saygısızlık değildir.

Yas ile depresyon aynı şey mi?

Hayır, ama iç içe geçebilirler. Yasta acı genellikle dalgalar halinde gelir, kayıpla ve anılarla bağlantılıdır ve kişi arada teselli ya da neşe hissedebilir. Depresyonda ise çökkünlük daha yaygın ve süreklidir, değersizlik ve kendinden nefret etme duyguları öne çıkar. Yas sırasında depresyon da gelişebilir; ayrımı bir klinik görüşme yapar.

Seanslar nerede yapılıyor?

İstanbul'da iki ofiste yüz yüze, Türkiye ve Avrupa'dan online.

Berre Demirci

Klinik Psikolog

Klinik psikoloji yüksek lisansı, bilişsel davranışçı terapi, cinsel terapi ve aile danışmanlığı eğitimleri. Eğitim ve sertifikaları görün

İlgili Yazılar