
Cinsel İsteksizlik Neden Olur? Kadınlarda ve Erkeklerde
Yazan: Klinik Psikolog Berre DemirciYayınlandı:
Cinsel istek zamanla, ilişkiyle ve yaşam koşullarıyla değişir. İsteksizliğin psikolojik, ilişkisel ve bedensel nedenlerini, hangi hekime ne zaman başvurulacağını ve cinsel terapinin nasıl yardımcı olduğunu anlatıyoruz.
Cinsel isteksizlik, cinselliğe duyulan ilginin, cinsel düşüncelerin ve yakınlaşma isteğinin belirgin biçimde azalmasıdır. Kadınlarda da erkeklerde de görülür; çoğu zaman tek bir nedene değil, bedensel, psikolojik ve ilişkisel etkenlerin bir araya gelmesine bağlıdır. Bu yazıyı "Cinsel isteğim neden yok, bu normal mi, ne yapabilirim?" sorularına klinik bir çerçeveden yanıt arayanlar ve partnerlerindeki isteksizliği anlamaya çalışanlar için hazırladım.
Klinik psikolog olarak Cinsel Sağlık Dernekleri Federasyonu'nun (CİSEF) Kadın Cinselliği ve Kadın Cinsel İşlev Bozuklukları ile Erkek Cinselliği ve Erkek Cinsel İşlev Bozuklukları modüllerini de içeren Cinsel Danışmanlık Eğitimi'ni ve Biruni Üniversitesi Cinsel Terapi Eğitimi'ni tamamladım. Cinsel isteksizlikle cinsel terapi kapsamında, bireysel ya da çift olarak çalışıyorum.
İstek farkı normal mi?
Cinsel isteğin "doğru" ya da "normal" bir düzeyi yoktur. İstek kişiden kişiye değişir; aynı kişide de yaşa, döneme, sağlığa ve ilişkinin durumuna göre inip çıkar. Yoğun bir iş döneminde, bir kayıptan sonra ya da bebek doğduktan sonra isteğin azalması beklenen bir tepkidir.
Uzun süreli ilişkilerde iki partnerin isteğinin farklı olması da son derece yaygındır. Biri daha sık, diğeri daha seyrek yakınlaşma isteyebilir. Bu fark tek başına bir sorun ya da "bozukluk" değildir. Sorun, fark çiftte kırgınlık, suçlama, geri çekilme ya da baskı döngüsüne dönüştüğünde başlar.
Klinik açıdan önemli olan, isteksizliğin kişiyi ya da ilişkiyi rahatsız edip etmediğidir. Tanı kılavuzları (DSM-5-TR) kalıcı isteksizlikten söz edebilmek için belirtilerin en az altı ay sürmesini ve kişide belirgin sıkıntı yaratmasını arar. DSM-5-TR bu tabloyu kadınlarda "kadında cinsel ilgi/uyarılma bozukluğu", erkeklerde "erkekte hipoaktif cinsel istek bozukluğu" adıyla tanımlar; ICD-11'de ise "hipoaktif cinsel istek işlev bozukluğu" (HA00) olarak yer alır. Kendini aseksüel olarak tanımlayan ve bundan sıkıntı duymayan kişilerde bu bir bozukluk olarak görülmez. Tanı yalnızca klinik bir görüşmeyle konur; bu yazı tanı yerine geçmez.
Kendiliğinden istek ve tepkisel istek
Cinsel istek çoğu zaman "birden ortaya çıkan bir dürtü" olarak düşünülür. Oysa araştırmacı ve hekim Rosemary Basson'un önerdiği döngüsel model, özellikle uzun ilişkilerde isteğin farklı bir yoldan da gelebildiğini gösterir.
- Kendiliğinden istek: Belirgin bir uyaran olmadan zihinde beliren cinsel düşünce ve arzu. İlişkinin ilk dönemlerinde daha sık yaşanır.
- Tepkisel istek: Başlangıçta belirgin bir arzu yokken, kişi yakınlığa, dokunmaya ya da duygusal bağlantıya açık olduğunda, yakınlaşma başladıktan sonra ortaya çıkan istek.
Basson'a göre kişi cinselliğe çoğu zaman yakınlık, bağlılık ya da paylaşma isteği gibi duygusal nedenlerle yönelir; uyarılma ve istek bu süreçte gelişir, yaşanan deneyim olumluysa bir sonraki yakınlaşmaya açıklığı artırır. Bu model başlangıçta kadın cinselliği için geliştirilmiştir, ancak klinik pratikte erkeklerin deneyimini anlamada da yol gösterici olabilir.
Bu ayrımı bilmek birçok kişiyi rahatlatır. "Hiç canım istemiyor" duygusu her zaman isteğin yok olduğu anlamına gelmez; bazen istek kendiliğinden gelmiyor ama uygun koşullarda tepkisel olarak ortaya çıkabiliyordur. Tersine, kişi yakınlaşmaya zorlandığında ya da deneyimler tekrar tekrar olumsuz geçtiğinde döngü tersine döner ve isteksizlik derinleşir.
Cinsel isteksizlik neden olur?
İsteği etkileyen etkenler genellikle birbirini besler. Örneğin yorgunluk ilişkide gerginlik yaratır, gerginlik yakınlaşmayı azaltır, azalan yakınlık isteği daha da düşürür. Bu yüzden değerlendirmede tek bir "suçlu" aramak yerine resmin bütününe bakılır.
Stres, yorgunluk ve zihinsel yük
Kronik stres, uykusuzluk ve bitmeyen yapılacaklar listesi isteği sessizce aşındırır. Zihin sürekli tetikteyken bedenin gevşemesi ve cinselliğe yer açılması zorlaşır. Ev işlerinin, çocuk bakımının ya da işin yükünü orantısız biçimde taşıyan partnerde isteksizlik daha belirgin olabilir.
İlişkideki sorunlar ve evlilikte isteksizlik
Evlilikte cinsel isteksizlik çoğu zaman ilişkinin genel iklimiyle bağlantılıdır. Çözülmemiş çatışmalar, biriken kırgınlıklar, eleştiri, duygusal uzaklık ya da güven sarsıntısı cinsellikte de kendini gösterir. "Eşime karşı isteksizim" duygusu bazen cinsellikten çok ilişkideki bir yaraya işaret eder. Cinselliğin zamanla bir rutine ya da yerine getirilmesi gereken bir göreve dönüşmesi de isteği azaltır. İlişkideki genel iletişim ve çatışma örüntüleri üzerinde çalışmak gerekiyorsa aile danışmanlığı desteği cinsel terapiyle birlikte düşünülebilir.
Doğum sonrası dönem
Doğumdan sonraki aylarda isteğin azalması çok yaygındır. Uyku bölünmesi, bedenin iyileşme süreci, emzirme dönemindeki hormonal değişiklikler (vajinal kuruluk dahil), bebeğin bakımına yönelen dikkat ve değişen beden algısı birlikte etki eder. Partnerlerin bu dönemdeki beklentilerini açıkça konuşması önemlidir. Doğumdan sonra ağrılı ilişki yaşanıyorsa ya da haftalar geçmesine rağmen yoğun mutsuzluk, ilgi kaybı ve umutsuzluk sürüyorsa hekiminize başvurun; doğum sonrası depresyon tedavi edilebilir bir durumdur.
Depresyon ve kaygı
Depresyon, keyif alma kapasitesini genel olarak azalttığı için cinsel isteği de düşürür. Bazen isteksizlik, depresyonun ilk fark edilen belirtilerinden biridir. Kaygı ise zihni "yeterli olacak mıyım, yine olmayacak mı" gibi düşüncelerle meşgul ederek yakınlaşmayı zorlaştırır. Cinsel performans kaygısı, erken boşalma ya da ereksiyon güçlüğü gibi sorunlar yaşayan erkeklerde, olumsuz deneyimden kaçınmak için isteğin de geri çekildiği sık görülür. Benzer biçimde ağrılı ilişki ya da vajinismus yaşayan kadınlarda ağrı beklentisi isteği bastırabilir.
Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.
İlaçların yan etkileri
Bazı ilaçlar cinsel isteği ve uyarılmayı etkileyebilir. En sık bilinen örnek bazı antidepresanlardır; özellikle SSRI ve SNRI grubundaki ilaçlarda cinsel yan etkiler sık bildirilir. Bazı tansiyon ilaçları, hormonal doğum kontrol yöntemleri, antipsikotikler ve bazı nöbet ilaçları da isteği etkileyebilir. Bu etki herkeste görülmez ve kişiden kişiye değişir.
Burada en önemli kural şudur: İlacınızı kendi başınıza bırakmayın ya da dozunu değiştirmeyin. Yan etkiyi reçeteyi yazan hekiminize açıkça söyleyin. Hekim doz ayarlaması, farklı bir ilaç ya da başka bir düzenleme seçeneğini sizinle birlikte değerlendirebilir. Cinsel yan etkiden utanıp söz etmemek, ilacın sessizce bırakılmasına ve tedavinin yarım kalmasına yol açabilir.
Hormonal değişiklikler ve tiroid
Cinsel istek hormonlardan etkilenir. Erkeklerde testosteron düşüklüğü, her iki cinsiyette prolaktin yüksekliği ve tiroid bezinin az ya da çok çalışması isteği azaltabilir. Kadınlarda adet döngüsü boyunca, gebelikte, emzirme döneminde ve menopoza geçişte isteğin değişmesi olağandır; menopozla birlikte görülebilen vajinal kuruluk ve ağrı da isteği dolaylı olarak düşürebilir. Diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kronik ağrı gibi durumlar da isteği etkileyen bedensel etkenler arasındadır. Bu nedenle kalıcı isteksizlikte önce bedensel nedenlerin değerlendirilmesi gerekir.
Geçmiş deneyimler ve öğrenilmiş utanç
Cinselliğin "ayıp", "tehlikeli" ya da yalnızca bir görev olarak öğretildiği bir ortamda büyümek, yetişkinlikte cinselliğe rahatça yer açmayı zorlaştırabilir. Geçmişte yaşanan olumsuz ya da travmatik cinsel deneyimler, istek yerine kaçınma ve gerginlik yaratabilir. Bu durumda isteksizlik, zihnin kendini korumaya çalışmasının bir yolu olarak anlaşılabilir ve özenle, kişinin temposunda ele alınmalıdır.
Beden algısı
Kişinin bedeninden utanması, kilo değişimi, doğum, hastalık ya da ameliyat sonrası bedeninin değiştiğini hissetmesi yakınlaşma sırasında dikkatin hazdan çok "nasıl görünüyorum" düşüncesine kaymasına yol açar. Bu da hem uyarılmayı hem isteği azaltır.
Kadınlarda ve erkeklerde cinsel isteksizlik
Nedenlerin büyük kısmı iki cinsiyette de ortaktır; ancak bazı vurgular farklılaşabilir.
Kadınlarda doğum sonrası dönem, emzirme, menopoza geçiş, ağrılı ilişki, zihinsel yükün orantısız dağılımı ve tepkisel isteğin fark edilmemesi sık karşılaşılan başlıklardır. "Kendiliğinden istek duymuyorum" ile "hiç istek duymuyorum" arasındaki farkı ayırt etmek çoğu kadın için rahatlatıcıdır.
Erkeklerde isteksizlik toplumsal olarak daha az konuşulur; "erkek her zaman ister" beklentisi, isteği azalan erkeğin utanmasına ve konuyu gizlemesine yol açabilir. Stres, depresyon, performans kaygısı, ereksiyon ya da boşalma güçlükleri ve testosteron düşüklüğü gibi hormonal etkenler öne çıkar. İsteksizlik yaşla birlikte artabilir, ancak yaş tek başına açıklama değildir; özellikle yeni başlayan isteksizlikte üroloji değerlendirmesi önemlidir.
Ne zaman hekime başvurmalı?
Aşağıdaki durumlarda psikolojik destekten önce ya da onunla birlikte tıbbi değerlendirme önerilir:
- İsteksizlik belirgin bir neden olmadan ve görece hızlı başladıysa
- Yorgunluk, kilo değişimi, çarpıntı, üşüme ya da sıcağa tahammülsüzlük gibi başka bedensel belirtiler eşlik ediyorsa
- Cinsel ilişki sırasında ağrı, kuruluk, ereksiyon ya da boşalma sorunu varsa
- Yeni bir ilaca başladıktan ya da dozu değiştikten sonra isteğiniz azaldıysa
- Adet düzensizliği, menopoz belirtileri ya da doğum sonrası uzayan şikâyetleriniz varsa
Kime başvurmalı: Kadınlar kadın hastalıkları ve doğum (jinekoloji), erkekler üroloji (androloji) uzmanına başvurabilir. Tiroid ya da başka hormonal bir sorundan şüpheleniliyorsa endokrinoloji değerlendirmesi gerekebilir. İlaç kullanıyorsanız reçeteyi yazan hekimle konuşmak ilk adımdır. Depresyon belirtileri belirginse psikiyatri değerlendirmesi de yararlı olur. Tıbbi değerlendirme cinsel terapinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır: bedensel bir neden bulunsa bile isteksizliğin ilişkiye ve kişinin kendine bakışına etkisi ayrıca ele alınabilir.
Cinsel terapide cinsel isteksizlik nasıl ele alınır?
Cinsel terapi konuşma temelli bir psikoterapidir; fiziksel temas ya da muayene içermez. İsteksizlik yaşayan kişiyle ya da çiftle çalışırken genellikle şu adımlar izlenir:
- Ayrıntılı değerlendirme: İsteksizliğin ne zaman başladığı, hep mi var yoksa sonradan mı geldiği, belirli bir partnere ya da duruma özgü olup olmadığı, sağlık durumu ve kullanılan ilaçlar konuşulur. Gerekirse tıbbi değerlendirmeye yönlendirme yapılır.
- Psikoeğitim: Kendiliğinden ve tepkisel istek, istek farkının olağanlığı ve istek döngüsünü neyin beslediği, neyin söndürdüğü anlatılır. Doğru bilgi çoğu zaman suçluluk ve kaygıyı belirgin biçimde azaltır.
- Düşünce ve duygular üzerine çalışma: "Bende bir sorun var", "Artık onu çekici bulmuyorum demek ki" gibi düşünceler, utanç ve performans kaygısı ele alınır. Bilişsel davranışçı yaklaşım bu aşamada sık kullanılır.
- İlişki ve iletişim: Çiftin istek farkını nasıl yaşadığı, reddetme ve reddedilme deneyimleri, cinsellik dışındaki yakınlık ve çatışma örüntüleri üzerinde durulur.
- Yapılandırılmış ev çalışmaları: Duyusal odaklanma (sensate focus) gibi, performans beklentisini kaldırıp dokunma ve yakınlığı kademeli olarak yeniden kurmayı amaçlayan çalışmalar genellikle kullanılır. Her adımın hızı çiftle birlikte belirlenir.
Seans sayısı isteksizliğin nedenine, süresine ve çiftin ilerlemesine göre değişir; önceden kesin bir sayı vermek doğru değildir. Seanslar Pendik ve Ümraniye'de yüz yüze ya da online terapi olarak yürütülebilir; birçok kişi bu konuyu kendi evinin mahremiyetinde konuşmayı daha kolay bulur.
Çiftlere öneriler
İsteksizlik çoğu zaman bir çiftin ortak meselesidir; kimin "sorunlu" olduğunu bulmak yerine birlikte ne yapılabileceğine bakmak daha işlevseldir.
- Suçlamadan konuşun. "Sen hiç istemiyorsun" yerine "Son zamanlarda aramızda mesafe olduğunu hissediyorum, bunu konuşabilir miyiz?" gibi kendi deneyiminizden başlayan cümleler kurun.
- Cinsellik dışı yakınlığı büyütün. Sarılmak, el ele tutuşmak, birlikte vakit geçirmek, "bunun sonu cinselliğe varmak zorunda" beklentisi olmadan yaşandığında güven ve istek için zemin hazırlar.
- Performans baskısını azaltın. Yakınlaşmayı sıklıkla ya da bir sonuçla ölçmek, isteksiz partnerde kaygıyı artırır.
- Yükü paylaşın. Ev ve bakım işlerinin adil dağılımı, özellikle yorgun partnerin zihinsel alanını genişletir.
- İsteksiz partner: İsteksizliğiniz partnerinizi sevmediğiniz anlamına gelmek zorunda değil; bunu ona söylemek, reddedilme duygusunu hafifletir. Kendinizi zorlamadan, açık olduğunuz yakınlık biçimlerini ifade edebilirsiniz.
- İsteği daha yüksek partner: Reddedilmek kırıcıdır, ancak ısrar ve baskı isteği artırmaz, azaltır. Duygularınızı suçlama olmadan paylaşmak ve destek almak için birlikte adım atmak daha etkilidir.
Partner baskısı ve rıza
Cinsellik ancak iki tarafın da gönüllü olduğunda sağlıklıdır. Evlilik ya da uzun bir ilişki, kişiye istemediği bir cinsel etkinliğe katılma yükümlülüğü getirmez. "Eşlik görevi" olarak ya da kavgayı önlemek için istemeden sürdürülen cinsellik, isteksizliği derinleştirir ve cinselliğin kaçınılacak bir şeye dönüşmesine yol açar.
Israr, suçluluk yaratma, tehdit ya da duygusal cezalandırma yoluyla ikna edilmeye çalışılmak bir baskı biçimidir. Fiziksel güç kullanılarak ya da kişinin reddine rağmen cinsel ilişkiye zorlanmak ise evlilik içinde de cinsel şiddettir. Böyle bir durum yaşıyorsanız önceliğiniz güvenliğinizdir: acil durumda 112'yi arayabilir, ALO 183 Sosyal Destek Hattı'ndan destek isteyebilirsiniz. Bu koşullarda çift terapisi uygun değildir; önce güvenliğin sağlanması ve bireysel destek gerekir.
Cinsel terapide hiçbir adım kişinin rızası olmadan atılmaz. Amaç isteksiz partneri "ikna etmek" değil, iki kişinin de kendini güvende hissettiği bir yakınlığın koşullarını birlikte oluşturmaktır.
Destek almak için
Cinsel isteksizlik utanılacak ya da sessizce katlanılacak bir durum değildir. İsteksizlik sizi ya da ilişkinizi yoruyorsa, bedensel değerlendirmenin yanında psikolojik ve ilişkisel etkenleri konuşabileceğiniz bir alan açmak işe yarar. Cinsel terapi sayfasından süreç ve ön görüşme hakkında bilgi alabilir, eğitim geçmişimi hakkımda sayfasında inceleyebilirsiniz.
Kaynaklar
- American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition, Text Revision (DSM-5-TR). Washington, DC: American Psychiatric Publishing; 2022.
- World Health Organization. International Classification of Diseases, 11th Revision (ICD-11): HA00 Hypoactive sexual desire dysfunction.
- Basson R. The female sexual response: a different model. Journal of Sex & Marital Therapy. 2000;26(1):51–65.
- Clayton AH, Goldstein I, Kim NN, ve ark. The International Society for the Study of Women's Sexual Health process of care for management of hypoactive sexual desire disorder in women. Mayo Clinic Proceedings. 2018;93(4):467–487.
- Serretti A, Chiesa A. Treatment-emergent sexual dysfunction related to antidepressants: a meta-analysis. Journal of Clinical Psychopharmacology. 2009;29(3):259–266.
Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel isteğim neden yok?
Cinsel isteği azaltan tek bir neden olması nadirdir. Yoğun stres ve yorgunluk, uyku eksikliği, ilişkideki kırgınlıklar, doğum sonrası dönem, depresyon ve kaygı, bazı ilaçlar, hormonal değişiklikler ve tiroid sorunları en sık etkenler arasındadır. Çoğu zaman birkaçı bir arada bulunur. Önce bedensel nedenlerin hekim tarafından değerlendirilmesi, ardından psikolojik ve ilişkisel etkenlere bakılması yol gösterici olur.
Cinsel isteksizlik var, ne yapmalıyım?
İsteksizlik sizi ya da ilişkinizi rahatsız ediyorsa önce ne zamandır sürdüğüne ve hayatınızda o dönemde neyin değiştiğine bakın. Kullandığınız ilaçlar varsa reçeteyi yazan hekimle konuşun; kadınlarda jinekoloji, erkeklerde üroloji muayenesi bedensel nedenleri değerlendirir. Tıbbi bir neden bulunmasa ya da tedaviye rağmen sıkıntı sürse, bireysel veya çift olarak cinsel terapi desteği alınabilir.
Cinsel isteği artırmak için ne yapmalı?
İsteği doğrudan açan bir düğme yoktur; istek, uygun koşullar oluştuğunda ortaya çıkar. Uyku ve stresi düzenlemek, partnerle cinsellik dışı yakınlığı ve dokunmayı artırmak, cinselliği bir performans ya da görev olmaktan çıkarmak ve ne istediğinizi konuşabilmek çoğu kişiye iyi gelir. İnternette satılan 'istek artırıcı' ürünler yerine önce altta yatan nedenin anlaşılması daha güvenlidir.
Antidepresanlar cinsel isteksizlik yapar mı, ne zaman geçer?
Bazı antidepresanlar, özellikle SSRI ve SNRI grubundaki ilaçlar, cinsel istek, uyarılma ve orgazmı etkileyebilir. Bu yan etki kişiden kişiye değişir ve ne zaman geçeceği önceden söylenemez. İlacı kendi başınıza bırakmayın ya da dozunu değiştirmeyin; yan etkiyi reçeteyi yazan hekime açıkça söyleyin. Hekim doz ayarlaması, zamanlama ya da farklı bir ilaç seçeneğini değerlendirebilir.
Cinsel isteksizlik için hangi doktora gidilir?
Kadınlar kadın hastalıkları ve doğum (jinekoloji), erkekler üroloji (androloji) uzmanına başvurabilir. Tiroid ya da başka hormonal bir sorundan şüpheleniliyorsa endokrinoloji değerlendirmesi gerekebilir. İlaç kullanıyorsanız reçeteyi yazan hekimle görüşmek önemlidir. Depresyon belirtileri varsa psikiyatri, psikolojik ve ilişkisel etkenler için cinsel terapi alanında eğitim almış bir psikolog destek olabilir.
Hangi hastalıklar cinsel isteği etkiler?
Tiroid hastalıkları, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, kronik ağrı, kanser ve tedavileri, hormon düzeylerini etkileyen durumlar ile depresyon ve kaygı bozuklukları cinsel isteği etkileyebilir. Hastalığın kendisi kadar yarattığı yorgunluk, ağrı, beden algısındaki değişim ve kullanılan ilaçlar da rol oynar. Kronik bir hastalığınız varsa isteksizliği takip eden hekiminizle konuşmaktan çekinmeyin.
Hangi vitamin eksikliği cinsel isteksizlik yapar?
Belirli bir vitamin eksikliğinin tek başına cinsel isteksizliğe yol açtığını gösteren güçlü kanıt sınırlıdır. Demir eksikliği ya da B12 eksikliği gibi durumlar yorgunluk ve halsizlik yaratarak isteği dolaylı olarak etkileyebilir. Kendi başınıza takviye kullanmak yerine hekiminizin istediği kan tahlilleriyle eksiklik olup olmadığını öğrenmeniz daha doğrudur.
Seanslar nerede yapılıyor?
İstanbul'da iki ofiste yüz yüze, Türkiye ve Avrupa'dan online.




