
Depresyon Nedir? Belirtileri, Türleri ve Tedavisi
Yazan: Klinik Psikolog Berre DemirciYayınlandı:
Depresyon, geçici bir keyifsizlikten fazlasıdır: haftalarca süren çökkünlük, ilgi kaybı ve günlük yaşamda zorlanma ile kendini gösterir. Belirtilerini, türlerini, nedenlerini ve tedavi seçeneklerini klinik bir bakışla anlatıyoruz.
Depresyon, iki haftadan uzun süren çökkünlük, ilgi ve zevk kaybı ile birlikte uykudan iştaha, enerjiden kendine bakışa kadar pek çok alanı etkileyen bir ruh sağlığı sorunudur. Herkes zaman zaman üzülür, moral bozukluğu yaşar; depresyonu bundan ayıran, belirtilerin süresi, yoğunluğu ve kişinin günlük yaşamını sürdürme gücünü belirgin biçimde azaltmasıdır. Depresyon yaygındır, bir zayıflık ya da karakter kusuru değildir ve tedavi edilebilir.
Bu sayfayı, "Bende olan depresyon mu, geçer mi, kime başvurmalıyım?" sorularına klinik bir çerçeveden yanıt arayanlar ve depresyondaki bir yakınına nasıl destek olacağını düşünenler için hazırladım. Aşağıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bir tanı yerine geçmez.
Depresyon nedir?
Günlük dilde "depresyondayım" sözü çoğu zaman kötü bir günü anlatmak için kullanılır. Klinik anlamda depresyon ise bir duygudurum bozukluğudur: kişinin yalnızca ne hissettiğini değil, nasıl düşündüğünü, bedeninin nasıl çalıştığını ve gününü nasıl geçirdiğini de etkiler. Birçok kişi depresyonu "üzüntü"den çok "hiçbir şey hissedememek", "içimin boşalması" ya da "her şeyin çok ağır gelmesi" diye tarif eder.
Tanı ölçütleri: DSM-5-TR ne der?
Klinisyenlerin kullandığı tanı kılavuzu DSM-5-TR'de majör depresif bozukluk için genel çerçeve şöyledir: aynı iki haftalık dönem içinde aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşi bulunmalı ve bunlardan en az biri ilk iki maddeden (çökkün duygudurum ya da ilgi/zevk kaybı) olmalıdır.
- Günün büyük bölümünde, neredeyse her gün çökkün duygudurum (çocuk ve ergenlerde huzursuzluk ya da sinirlilik şeklinde de görülebilir)
- Etkinliklerin tümüne ya da çoğuna karşı ilgi ve zevk alma yeteneğinde belirgin azalma
- İştahta ya da kiloda belirgin değişiklik
- Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
- Başkalarınca da fark edilen yavaşlama ya da huzursuz kıpırdanma
- Yorgunluk, enerji kaybı
- Değersizlik duyguları ya da aşırı, yersiz suçluluk
- Düşünmekte, odaklanmakta ya da karar vermekte güçlük
- Yinelenen ölüm düşünceleri, intihar düşünceleri, planı ya da girişimi
Bunların yanında belirtilerin kişide belirgin bir sıkıntıya ya da iş, okul, ilişkiler gibi alanlarda işlevsellikte bozulmaya yol açması, bir maddenin, ilacın ya da başka bir tıbbi durumun etkisiyle açıklanamaması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü'nün sınıflandırması ICD-11'de de benzer bir çerçeve kullanılır; tek epizot depresif bozukluk 6A70, tekrarlayan depresif bozukluk 6A71 koduyla yer alır. Türkiye'de sağlık kayıtlarında ve raporlarda çoğunlukla hâlâ ICD-10 kodları (F32, F33) görülür.
Bu liste tanının nasıl düşünüldüğünü anlamanız için burada. Tanı, belirtilerin öyküsünü, süresini, eşlik eden durumları ve tıbbi etkenleri birlikte değerlendiren bir klinik görüşmeyle konulur.
Depresyon belirtileri günlük hayatta nasıl görünür?
Belirtilerin duygusal, bedensel ve davranışsal ayrıntılı listesi depresyon nedir, belirtileri nelerdir yazısında yer alıyor. Burada, depresyonun gündelik hayatta çoğu zaman gözden kaçan yüzlerine değinmek istiyorum:
- "Tembellik" sanılan enerji kaybı: Duş almak, bir e-postaya yanıt vermek ya da telefonu açmak olağandışı bir çaba gerektirir. Kişi bunu çoğu zaman irade eksikliği sanıp kendini daha çok suçlar.
- Bedensel yakınmalar: Açıklanamayan ağrılar, mide sorunları ve sürekli yorgunluk nedeniyle doktor doktor gezmek, depresyonun ilk fark edilen yüzü olabilir.
- Günün saatine göre değişim: Bazı kişilerde sabahlar daha ağır, akşamlar görece hafif geçer.
- Sinirlilik ve tahammülsüzlük: Özellikle ergenlerde ve bazı erkeklerde depresyon üzüntüden çok öfke, huzursuzluk, işe ya da alkole kaçma biçiminde görülebilir.
- İleri yaşta: Yaşlılarda depresyon bedensel şikâyetler, unutkanlık ve içe çekilmeyle karışabilir ve "yaşlılıktandır" diye atlanabilir.
- Hamilelikte ve doğum sonrasında: Suçluluk, bebeğe karşı yetersizlik duyguları ve kaygı ön planda olabilir; "mutlu olmam gerekirken" düşüncesi yardım istemeyi zorlaştırır.
Çok ağır depresyonun işaretleri
Kişinin yemek yemeyi ve içmeyi bırakması, günlerce yataktan kalkamaması, kendine bakımının tamamen bozulması, gerçekle bağını zorlayan düşünceler (örneğin temelsiz biçimde büyük bir suç işlediğine inanmak) ve ölüm ya da intihar düşünceleri, depresyonun ağırlaştığını gösterir. Bu durumda beklemeden psikiyatri değerlendirmesi gerekir. Aşağıdaki "Ne zaman yardım almalı, ne zaman acil?" bölümüne bakın.
Depresyon türleri
Depresyon tek tip değildir. Aşağıdaki ayrımlar tedavi planını da etkiler.
Majör depresif bozukluk
Yukarıdaki ölçütleri karşılayan, en az iki hafta süren depresif dönemdir. Hayat boyu tek bir dönem olarak yaşanabilir ya da tekrarlayabilir. Günlük dilde "majör depresyon" ya da "klinik depresyon" denir. Şiddeti hafif, orta ya da ağır olarak değerlendirilir; "en tehlikeli depresyon" sorusunun yanıtı da türden çok şiddetle ilgilidir: intihar düşüncelerinin ya da psikotik belirtilerin eşlik ettiği ağır tablolar en acil olanlardır.
Kalıcı depresif bozukluk (distimi)
Daha hafif ama çok uzun süren bir depresif tablodur: yetişkinlerde en az iki yıl boyunca, çoğu gün çökkün bir ruh hali. Kişi çoğu zaman bunu "ben hep böyleyim" diye kişiliğinin bir parçası sanar. Bu tablo ve "mutlu olamıyorum" hissi kronik depresyon yazısında ayrıca ele alınıyor.
Doğum sonrası depresyon
Doğumdan sonraki ilk günlerde ağlamaklılık ve duygusal dalgalanma ("annelik hüznü") sık görülür ve genellikle iki hafta içinde kendiliğinden geçer. Belirtiler daha yoğunsa, iki haftadan uzun sürüyorsa ya da kişinin kendine veya bebeğe bakmasını zorlaştırıyorsa doğum sonrası depresyon olasılığı değerlendirilmelidir. DSM-5-TR bu tabloyu gebelikte ya da doğumdan sonraki haftalarda başlayan depresyon için "peripartum başlangıçlı" belirteciyle tanımlar. Hamilelikte başlayan depresyon da aynı ciddiyetle ele alınmalıdır; hem kadın doğum hekimi hem de ruh sağlığı uzmanı sürece dahil olabilir.
Mevsimsel örüntü
Bazı kişilerde depresif dönemler her yıl aynı mevsimde, çoğunlukla sonbahar ve kışta başlar, ilkbaharda hafifler. Bu, ayrı bir hastalıktan çok depresyonun "mevsimsel örüntülü" bir seyridir. Gün ışığının azaldığı kuzey ülkelerinde yaşayanlarda daha sık gündeme gelir.
İki not: bipolar depresyon ve "yüksek işlevli depresyon"
Bipolar bozuklukta depresif dönemlerin yanı sıra aşırı enerjik, az uykuyla yetinilen, taşkın dönemler de olur. Depresyon bazen bipolar bozukluğun ilk görünümüdür ve tedavisi farklıdır. Bu yüzden geçmişte böyle dönemler yaşadıysanız bunu hekiminize mutlaka söyleyin.
"Yüksek işlevli depresyon" ise bir tanı değil, işine gidip sorumluluklarını yerine getirdiği hâlde içeride derin bir çökkünlük taşıyan kişileri anlatmak için kullanılan gündelik bir ifadedir. Dışarıdan "iyi görünmek", depresyonun olmadığı anlamına gelmez.
Depresyon neden olur?
Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Klinik bakışta biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte rol oynadığı biyopsikososyal bir model kullanılır. Çoğu zaman bir yatkınlık ile zorlayıcı bir yaşam dönemi üst üste gelir.
Biyolojik etkenler
- Aile öyküsü: Birinci derece yakınlarında depresyon olan kişilerde risk daha yüksektir; bu bir kader değil, yatkınlıktır.
- Beyin ve stres sistemi: Depresyonda duygudurum, uyku ve stres yanıtıyla ilgili sistemlerde değişiklikler görülür. Ancak depresyon, sık duyulan "serotonin eksikliği" anlatısındaki gibi tek bir kimyasal eksikliğiyle açıklanamaz.
- Tıbbi durumlar ve ilaçlar: Tiroid bozuklukları, kansızlık, B12 ya da D vitamini eksikliği, kronik ağrı ve bazı ilaçlar depresyona benzeyen ya da onu ağırlaştıran belirtiler yapabilir. "Neyin eksikliği depresyon yapar?" sorusunun kısa yanıtı budur: yeni başlayan belirtilerde hekim değerlendirmesi ve tahliller önemlidir; takviyelerle kendi kendine tedavi önerilmez.
- Hormonal dönemler: Doğum sonrası dönem ve menopoz geçişi bazı kadınlarda riski artırabilir.
Psikolojik etkenler
- Olumsuz düşünce kalıpları: Bilişsel davranışçı modele göre depresyonda kişi kendine ("yetersizim"), dünyaya ("kimse umursamıyor") ve geleceğe ("hiçbir şey düzelmeyecek") karşı olumsuz bir bakış geliştirir. Bu düşünceler gerçeği yansıtıyormuş gibi hissedilir.
- Zihinsel geviş getirme (ruminasyon): Aynı olumsuz düşünceleri çözüme varmadan saatlerce evirip çevirmek, çökkünlüğü derinleştirir.
- Kontrol duygusunun kaybı: "Ne yapsam değişmez" inancı kişiyi denemekten vazgeçirir. Bu örüntü öğrenilmiş çaresizlik yazısında anlatılıyor.
- Erken dönem yaşantılar: Çocuklukta ihmal, sürekli eleştiri ya da zorbalık gibi deneyimler, yetişkinlikte "değersizim" ya da "sevilmem" gibi derin inançlara dönüşebilir ve depresyona yatkınlığı artırabilir.
Sosyal etkenler
Kayıplar, ayrılıklar, işsizlik, ekonomik sıkıntı, uzun süren bakım yükü, yalnızlık ve sosyal destek eksikliği depresyonu tetikleyebilir. Uzun süreli ve kontrol edilemeyen stres de önemli bir risk etkenidir; stresle günlük baş etme yolları stresle baş etmenin yolları yazısında yer alıyor. Göç ve yurt dışında yaşamak da kendine özgü bir yük getirebilir; bu konu gurbet depresyonu sayfasında ayrıntılı olarak ele alınıyor.
"En çok kimler depresyona girer?" sorusuna tek bir yanıt yoktur. Depresyon her yaşta ve her kesimde görülür. Dünya Sağlık Örgütü kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirtir. Daha önce depresyon geçirmiş olmak, aile öyküsü, kronik bir hastalık, doğum sonrası dönem, yakın zamanda yaşanan büyük bir kayıp ve sosyal yalnızlık riski artıran etkenler arasındadır.
Depresyonun kısır döngüsü
Depresyon kendini besleyen bir döngüyle işler. Enerji düştükçe kişi arkadaşlarından, hobilerinden ve sorumluluklarından çekilir. Çekildikçe hayatındaki keyif, başarı ve bağ kurma deneyimleri azalır. Bu azalma, "hiçbir şeyden zevk almıyorum, işe yaramıyorum" düşüncesini doğrular gibi görünür ve çökkünlük artar. Tedavide bu döngü birkaç noktadan birden kırılmaya çalışılır.
Depresyon; üzüntü, yas ve tükenmişlikten nasıl ayrılır?
Üzüntü: Üzüntü, bir kayba ya da hayal kırıklığına verilen doğal bir duygudur; genellikle belirli bir olaya bağlıdır, dalgalanır ve kişi arada iyi anlar yaşayabilir. Depresyonda ise çökkünlük haftalarca sürer, hayatın geneline yayılır ve kişinin kendine bakışını da değiştirir. Bir ilişkinin bitmesinden sonra yaşanan yoğun acı da çoğu zaman depresyon değil, zamanla işlenen bir kayıptır; bu konuda ayrılık acısı yazısına göz atabilirsiniz.
Yas: Yasta acı dalgalar hâlinde gelir ve kaybedilen kişiyle, anılarla bağlantılıdır; kişinin kendine bakışı çoğunlukla korunur. Depresyonda değersizlik ve keyif alamama daha genel ve süreklidir. Yas depresyona karşı bir kalkan değildir; yas sırasında da depresyon gelişebilir. Ayrıntılı karşılaştırma yas süreci yazısında yer alıyor.
Tükenmişlik: Tükenmişlik, özellikle işle ilgili uzun süreli strese bağlı bir bitkinlik, işe karşı mesafelenme ve yetersizlik hissidir. ICD-11'de bir hastalık olarak değil, iş bağlamıyla sınırlı bir durum olarak tanımlanır. Tatilde ya da iş dışında belirgin biçimde rahatlıyorsanız tablo daha çok tükenmişliğe benzer. Keyif kaybı, değersizlik ve uyku ya da iştah değişiklikleri hayatın her alanına yayıldıysa depresyon da değerlendirilmelidir. İkisi sık sık birlikte görülür. Belirtiler ve önleme yolları tükenmişlik sendromu yazısında anlatılıyor.
Depresyon tedavisi
Depresyon tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavi seçimi depresyonun şiddetine, ne zamandır sürdüğüne, daha önce dönem yaşanıp yaşanmadığına, eşlik eden kaygı gibi durumlara ve kişinin tercihine göre yapılır. Birleşik Krallık'ın ulusal klinik kılavuzu NICE NG222'ye göre daha hafif depresyonda psikolojik tedaviler ilk seçenekler arasındadır. Daha ağır depresyonda ise bireysel BDT ile antidepresan ilacın birlikte kullanımı önerilen seçenekler arasında yer alır.
Psikoterapi: bilişsel davranışçı terapi ve davranışsal aktivasyon
Bilişsel davranışçı terapi (BDT), depresyon için en çok araştırılmış psikoterapi yöntemlerinden biridir. Terapide genellikle şu adımlar üzerinde çalışılır:
- Davranışsal aktivasyon: Depresyonun kısır döngüsünü kırmanın ilk adımıdır. "Önce motivasyon gelsin, sonra yaparım" beklentisi yerine, küçük ve planlı etkinliklerle harekete geçilir; motivasyon çoğu zaman eylemden sonra gelir. Kişinin değer verdiği alanlara göre, keyif ve başarı hissi veren etkinlikler kademeli olarak haftaya yerleştirilir. Davranışsal aktivasyon tek başına da etkili bir tedavi olarak kullanılabilir.
- Düşünceleri incelemek: "Başarısızım", "Kimseye yük olmak istemiyorum" gibi otomatik düşünceler fark edilir ve kanıtlarıyla birlikte ele alınır. Amaç zorla olumlu düşünmek değil, daha gerçekçi ve esnek bir bakış geliştirmektir.
- Ruminasyonla çalışmak: Düşüncelerin içinde kaybolmak yerine onları fark edip dikkati yeniden o âna ve yapılan işe yönlendirme becerileri çalışılır.
- Tekrarı önleme: İyileşme sonrasında erken uyarı işaretleri ve bu işaretler görüldüğünde ne yapılacağı birlikte planlanır.
Bu çalışmalarda temel aldığım yaklaşım, DATEM'in Bilişsel ve Davranışçı Terapiler programında aldığım "Yaygın Kaygı ve Depresyon" modülü eğitimine dayanıyor. Klinik psikoloji yüksek lisansımdaki bitirme projem de lise öğrencilerinde zorbalık ve depresyon ilişkisi üzerineydi.
Uzun süredir devam eden, tekrarlayan ve kökleri çocukluktaki yaşantılara uzanan örüntülerin belirgin olduğu depresyonda şema terapi odaklı çalışma da gündeme gelebilir. Kişilerarası ilişkilere odaklanan terapiler de kanıta dayalı seçenekler arasındadır.
İlaç tedavisi ve psikiyatri
Psikologlar ilaç yazmaz; antidepresan tedavisine psikiyatri uzmanı karar verir. İlaç tedavisi özellikle orta ve ağır depresyonda, tekrarlayan dönemlerde ya da terapiye rağmen yeterli iyileşme olmadığında gündeme gelir. Antidepresanların etkisi çoğunlukla birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başlar. Bu ilaçlar bağımlılık yapıcı ilaçlar grubunda sayılmaz, ancak aniden bırakıldığında kesilme belirtileri görülebilir; bu yüzden ilacı bırakma ya da doz değiştirme kararı hekimle birlikte verilir. İki meslek arasındaki farkı ve kime ne zaman başvurulacağını psikolog mu psikiyatrist mi yazısında ayrıntılı olarak anlattım.
Terapi ve ilacın birlikte yürütülmesi
Psikoterapi ve ilaç tedavisi birbirinin alternatifi olmak zorunda değildir. Özellikle ağır depresyonda ikisinin birlikte yürütülmesi sık başvurulan bir yoldur. Bu durumda psikolog ile psikiyatri uzmanının, danışanın onayıyla birbirini bilgilendirmesi süreci güçlendirir.
Depresyon geçer mi, ne kadar sürer?
Birçok kişi uygun tedaviyle belirgin biçimde iyileşir. Ancak herkes için geçerli bir süre ya da seans sayısı vermek doğru olmaz; tedavinin süresi depresyonun şiddetine, süresine ve eşlik eden sorunlara göre değişir. Depresyonun tekrarlama eğilimi olduğu için iyileşme sonrasında tekrarı önlemeye yönelik çalışmak ve ilaç kullanılıyorsa bırakma zamanlamasını hekimle planlamak önemlidir.
Online terapi
Depresyonda evden çıkmak bile zorlaşabildiği için online terapi birçok kişi için başlamayı kolaylaştırır. Seanslar yüz yüze terapiyle aynı yapıda, güvenli görüntülü görüşme üzerinden yürütülür. Ağır belirtilerde ya da acil risk varsa yüz yüze ve psikiyatrik değerlendirme önceliklidir.
Evde neler yapabilirsiniz?
Aşağıdaki adımlar tedavinin yerine geçmez, ama hafif belirtilerde ve terapiye destek olarak işe yarayabilir:
- Tek bir küçük etkinlikle başlayın: Bugün yapabileceğiniz, 10–15 dakikalık bir şey seçin: kısa bir yürüyüş, bir arkadaşa mesaj, pencereyi açıp güne ışık almak. Başarının ölçüsü keyif almak değil, yapmış olmaktır.
- Günü yapılandırın: Kalkış ve yatış saatlerini sabitlemek, öğünleri atlamamak ve günü kabaca planlamak, depresyonun dağıttığı ritmi toparlamaya yardımcı olur.
- Hareket edin: Düzenli fiziksel aktivite depresif belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir ve NICE kılavuzunda da daha hafif depresyon için önerilen seçenekler arasındadır. Yoğun spor gerekmez; düzenlilik yoğunluktan önemlidir.
- Tamamen yalnız kalmayın: Kalabalık bir ortam şart değil; tek bir güvendiğiniz kişiyle kısa bir temas bile döngüyü kırmaya yardımcı olur.
- Alkol ve maddelerden uzak durun: Kısa süreli rahatlama sağlasalar da uykuyu ve duygudurumu bozarlar.
- Büyük kararları erteleyin: Depresyon, geleceğe bakışı olduğundan karanlık gösterir. İstifa etmek, ilişkiyi bitirmek gibi kararları mümkünse belirtiler hafifleyene kadar erteleyin.
Uzun süredir devam eden mutsuzluk hissinde küçük hedeflerle ilerlemeye dair öneriler kronik depresyon yazısında da yer alıyor. İki haftayı aşan ve günlük yaşamınızı etkileyen belirtilerde bu adımlarla yetinmeyip bir uzmanla görüşmeniz önerilir.
Depresyondaki bir yakınınıza nasıl destek olursunuz?
Depresyondaki birine yakın olmak zordur; iyi niyetli sözler bazen ters etki yapabilir. Şunlar genellikle işe yarar:
- Dinleyin, çözmeye acele etmeyin: "Seni dinliyorum, zor bir dönemden geçtiğini görüyorum" demek, öğüt vermekten daha çok şey anlatır.
- "Kendini toparla", "Şükret", "Herkesin derdi var" demekten kaçının: Bu sözler kişinin suçluluk ve yalnızlık duygusunu artırabilir.
- Somut yardım önerin: "Bir şeye ihtiyacın olursa ara" yerine "Yarın öğlen yemeği getireyim mi?", "Randevuya birlikte gidelim mi?" gibi net teklifler daha kolay kabul edilir.
- Profesyonel desteği cesaretlendirin: Randevu bulmak ya da ilk görüşmeye eşlik etmek, depresyondaki biri için büyük bir engeli kaldırabilir.
- Ölüm düşüncelerini sormaktan çekinmeyin: "Hiç yaşamak istemediğini düşündüğün oluyor mu?" diye açıkça sormak, bu düşünceyi akla getirmez; tersine kişinin yükünü paylaşmasına alan açar. Kişi kendine zarar vermeyi düşündüğünü söylüyorsa onu yalnız bırakmayın ve aşağıdaki acil adımları izleyin.
- Kendinizi de koruyun: Uzun süren bakım ve destek yükü sizi de yıpratabilir. Kendi dinlenmenize ve gerekirse kendi desteğinize alan açmak, yakınınız için de iyidir.
Ne zaman yardım almalı, ne zaman acil?
Çökkünlük, ilgi kaybı ya da yukarıda sayılan belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, iş, okul, ilişkiler ya da ev içi sorumluluklarda belirgin bir zorlanmaya yol açıyorsa veya daha önce depresyon yaşamışsanız ve benzer belirtilerin geri döndüğünü fark ediyorsanız bir klinik psikolog ya da psikiyatri uzmanıyla görüşmeniz önerilir. Erken destek, depresyonun uzamasını ve derinleşmesini önlemeye yardımcı olur.
Şu durumlarda beklemeden psikiyatri değerlendirmesi gerekir: yemek yemeyi ve içmeyi bırakmak, günlerce yataktan kalkamamak, gerçeklikle bağı zorlayan düşünceler ya da sesler, aşırı enerjik ve uykusuz dönemlerle dönüşümlü seyreden bir tablo, alkol veya madde kullanımının belirgin artması.
Acil durum: Ölüm düşünceleri depresyonun belirtilerinden biridir ve ciddiye alınmalıdır. "Uyusam da hiç uyanmasam", "Herkes bensiz daha iyi olur" gibi düşünceler sıklaşıyorsa, bir plan düşünmeye başladıysanız ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız yalnız kalmayın ve güvendiğiniz birine hemen haber verin. Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.
Kendinize sorabileceğiniz sorular
İnternette "depresyon testi" olarak bulunan PHQ-9 ya da Beck Depresyon Ölçeği gibi araçlar, klinik ortamda belirtilerin taranması ve izlenmesi için kullanılan ölçeklerdir. Tek başına bir tanı koymazlar; aynı puan farklı kişilerde farklı anlamlar taşıyabilir ve tıbbi nedenleri ya da bipolar bozukluk gibi ayrımları gösteremezler.
Aşağıdaki sorular yalnızca kendi durumunuzu fark etmenize yardımcı olmak için hazırlandı. Bu liste bir tanı aracı değildir ve puanlaması yoktur.
- Son iki haftadır günün büyük bölümünde kendimi çökkün, boş ya da umutsuz hissediyor muyum?
- Eskiden keyif aldığım şeyler artık bana bir şey ifade etmiyor mu?
- Uykumda ya da iştahımda belirgin bir değişiklik oldu mu?
- Basit işler bile bana çok fazla enerji gerektiriyor gibi mi geliyor?
- Kendimi sık sık değersiz, yetersiz ya da suçlu hissediyor muyum?
- Odaklanmakta, okuduğumu anlamakta ya da karar vermekte zorlanıyor muyum?
- Bu durum işimi, okulumu, ilişkilerimi ya da evdeki sorumluluklarımı aksatıyor mu?
- Ölümü ya da yaşamak istemediğimi düşündüğüm oluyor mu?
Birkaç soruya "evet" diyorsanız, yaşadıklarınızı bir uzmanla konuşmak iyi bir başlangıç olabilir. Son soruya "evet" dediyseniz lütfen bir üstteki acil durum kutusundaki adımları izleyin.
İstanbul'da ve online destek
Depresyonla çalışırken ilk görüşmede belirtilerin ne zamandır sürdüğü, hayatınızı nasıl etkilediği, eşlik eden kaygı ya da tıbbi durumlar ve risk değerlendirmesi birlikte ele alınır; ardından size uygun bir tedavi planı konuşulur. Gerekirse psikiyatri değerlendirmesine yönlendirme de bu planın parçasıdır. İstanbul Anadolu Yakası'nda yüz yüze görüşme için Pendik ve Ümraniye sayfalarına, eğitimlerim ve çalışma biçimim için hakkımda sayfasına göz atabilirsiniz.
Yurt dışında yaşıyor ve depresif belirtilerinizin özlem, yalnızlık ya da iki kültür arasında kalma duygusuyla iç içe geçtiğini hissediyorsanız, gurbet depresyonu sayfası size daha yakın gelebilir. Seanslar online terapi ile ana dilinizde sürdürülebilir.
Kaynaklar
- American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). Washington, DC: American Psychiatric Association Publishing.
- World Health Organization. (2019/2022). International Classification of Diseases, 11th Revision (ICD-11): 6A70 Tek epizot depresif bozukluk, 6A71 Tekrarlayan depresif bozukluk, 6A72 Distimik bozukluk.
- World Health Organization. Depressive disorder (depression) [Bilgi notu / fact sheet]. who.int.
- National Institute for Health and Care Excellence. (2022). Depression in adults: treatment and management (NICE guideline NG222).
- Beck, A. T., Rush, A. J., Shaw, B. F., & Emery, G. (1979). Cognitive Therapy of Depression. New York: Guilford Press.
Sıkça Sorulan Sorular
Depresyonda olduğumu nasıl anlarım?
En az iki haftadır günün büyük bölümünde çökkün, boş ya da umutsuz hissediyorsanız veya eskiden keyif aldığınız şeylere ilginizi kaybettiyseniz ve buna uyku, iştah, enerji, dikkat ya da kendinize bakışta değişiklikler eşlik ediyorsa depresyon olasılığını bir uzmanla konuşmak gerekir. Belirleyici olan, bu belirtilerin iş, ilişki ve günlük sorumluluklarınızı etkileyip etkilemediğidir. Tanı yalnızca klinik bir görüşmeyle konulabilir; online testler yalnızca ön bilgi verir.
Depresyon akıl hastalığı mıdır?
Depresyon, tanı kılavuzlarında yer alan ve sık görülen bir ruh sağlığı sorunudur; tedavi edilebilir. Zayıflık, tembellik ya da karakter kusuru değildir. 'Akıl hastalığı' ifadesi çoğu zaman damgalayıcı bir anlamla kullanıldığı için birçok kişi yardım almayı erteler. Oysa depresyon, bedensel hastalıklar gibi, erken fark edildiğinde daha kolay ele alınır.
Neyin eksikliği depresyon yapar?
Depresyon tek bir vitamin, mineral ya da beyin kimyasalının eksikliğiyle açıklanamaz. Bununla birlikte tiroid bozuklukları, kansızlık, B12 veya D vitamini eksikliği gibi bazı tıbbi durumlar depresyona benzeyen yorgunluk ve isteksizlik yapabilir. Bu nedenle yeni başlayan belirtilerde hekim değerlendirmesi ve gerekli tahliller önemlidir. Takviyeleri kendi başınıza tedavi yerine kullanmanız önerilmez.
Depresyon kendiliğinden geçer mi, ne kadar sürer?
Bazı hafif depresif dönemler zamanla azalabilir; ancak tedavi edilmeyen depresyon uzayabilir, tekrarlayabilir ve iş, ilişki ve sağlık üzerinde iz bırakabilir. Süre kişiden kişiye çok değişir ve herkes için geçerli bir takvim vermek doğru olmaz. Psikoterapi, gerektiğinde ilaç tedavisi ya da ikisinin birlikteliğiyle birçok kişi belirgin biçimde iyileşir.
Depresyon için psikolog mu psikiyatrist mi?
İkisi de doğru bir başlangıç olabilir. Hafif ve orta düzeydeki depresyonda psikoterapi etkili bir ilk seçenektir. Belirtiler ağırsa, yataktan kalkmakta, yemek yemekte zorlanıyorsanız, ölüm ya da intihar düşünceleri varsa veya terapiye rağmen ilerleme olmuyorsa psikiyatri değerlendirmesi gerekir. Psikologlar ilaç yazmaz; ilaç kararını psikiyatri uzmanı verir ve iki süreç birlikte yürütülebilir.
Depresyon ilaçları kaç günde etki eder, bağımlılık yapar mı?
Antidepresanların etkisi çoğunlukla hemen değil, birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başlar; bu süre ve ilacın uygunluğu hekiminizle birlikte izlenir. Bu ilaçlar bağımlılık yapıcı ilaçlar grubunda sayılmaz, ancak aniden bırakıldığında kesilme belirtileri görülebilir. Bu yüzden doz değişikliği ya da ilacı bırakma kararı mutlaka psikiyatri uzmanıyla verilmelidir.
Depresyon şizofreniye dönüşür mü?
Hayır. Depresyon ve şizofreni farklı ruhsal bozukluklardır ve biri diğerine dönüşmez. Çok ağır depresyonda nadiren gerçeği değerlendirmeyi bozan psikotik belirtiler eşlik edebilir; bu durumda gecikmeden psikiyatri değerlendirmesi gerekir. Ayrıca bazı kişilerde ilk dönem depresyon olarak görünüp daha sonra bipolar bozukluk tanısı konabilir; bu nedenle geçmişteki aşırı enerjik, az uykuyla yetinilen dönemler hekime mutlaka söylenmelidir.
Depresyon bir imtihan mıdır?
Yaşadığınız zorluğa manevi bir anlam vermek sizin inancınıza ve değerlerinize ait bir konudur. Psikolojik açıdan depresyon inanç zayıflığının bir işareti değildir ve inancı güçlü kişiler de depresyon yaşayabilir. İnanç birçok kişi için önemli bir destek kaynağıdır ve tedaviyle çelişmez; terapi inancınızı sorgulamaz, yaşadığınız belirtileri hafifletmeye odaklanır.
Seanslar nerede yapılıyor?
İstanbul'da iki ofiste yüz yüze, Türkiye ve Avrupa'dan online.









