Deprem Korkusu: Seismophobia Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?
sorunlar14 dk okuma

Deprem Korkusu: Seismophobia Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?

Yazan: Güncellendi:

Deprem ülkesinde depremden korkmak anlaşılırdır. Peki korku ne zaman uykuyu, evde durabilmeyi ve gündelik hayatı ele geçirir? Deprem korkusunu, hayalet deprem hissini ve terapide nasıl çalışıldığını anlatıyoruz.

Paylaş:

Deprem korkusu (sismofobi), deprem olasılığı karşısında duyulan, kişinin gündelik yaşamını, uykusunu ve evde ya da binalarda güvende hissedebilmesini belirgin biçimde etkileyen yoğun ve süreğen kaygıdır. Deprem ülkesinde yaşayan biri için depremden korkmak son derece anlaşılırdır; sorun, korkunun kendisi değil, yaşamı ne ölçüde ele geçirdiğidir.

Bu yazıyı, "Herkes korkuyor, bende olan normal mi?", "Deprem olmadığı hâlde neden sallanıyormuş gibi hissediyorum?" ve "Bu korku geçer mi?" sorularına klinik bir çerçeveden yanıt arayanlar için hazırladım. Aşağıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bir tanı yerine geçmez.

Deprem Korkusu Nedir?

Fobiler genellikle "gerçek tehlikeyle orantısız korku" olarak tanımlanır. Deprem korkusunu diğer fobilerden ayıran şey, tehlikenin gerçek olmasıdır: Türkiye'nin büyük bölümü deprem riski taşır ve birçok insan büyük bir depremi bizzat yaşamış ya da yakından tanık olmuştur. Bu yüzden depreme karşı belli bir kaygı ve hazırlık irrasyonel değil, sağlıklı ve koruyucudur.

Klinik açıdan önemli olan, korkunun varlığı değil, yarattığı etkidir. Aynı tehlike karşısında iki farklı tutum düşünelim:

  • Bir kişi evini sabitletir, bir deprem çantası hazırlar, ailesiyle buluşma noktasını belirler ve sonra hayatına devam eder. Deprem haberini duyduğunda bir süre tedirgin olur, ama bu tedirginlik geçer.
  • Bir başka kişi her gece ayakkabılarıyla yatar, ışığı açık bırakır, en küçük titreşimde yataktan fırlar, gün içinde defalarca deprem uygulamalarını yeniler, yüksek katlara, alışveriş merkezlerine ya da asansöre binemez hâle gelir ve haftalardır doğru dürüst uyuyamaz.

İlkinde gerçekçi bir kaygı vardır. İkincisinde korku, yaşamı yönetmeye başlamıştır.

Gerçekçi kaygı ne zaman sorun hâline gelir?

Şu durumlar, deprem korkusunun olağan kaygı sınırını aşmaya başladığını düşündürebilir:

  • Deprem düşüncesi haftalardır neredeyse her gün, uzun süre zihninizi meşgul ediyor.
  • Uykuya dalamıyor, gece sık sık korkuyla uyanıyorsunuz.
  • Evde, belirli binalarda, yüksek katlarda ya da kapalı alanlarda duramıyorsunuz.
  • Haberleri ve deprem uygulamalarını durmadan kontrol ediyorsunuz ve bu sizi rahatlatmıyor.
  • En küçük titreşimi ya da sesi deprem sanıp paniğe kapılıyorsunuz.
  • Korku işinizi, okulunuzu, ilişkilerinizi ya da çocuklarınıza bakımınızı etkiliyor.

Resmî bir tanı mı?

"Deprem korkusu" ya da "sismofobi", DSM-5-TR ve ICD-11 tanı sistemlerinde ayrı bir tanı olarak yer almaz. Klinik değerlendirmede korkunun hangi tablo içinde ortaya çıktığına bakılır. Depremi yaşamamış bir kişide belirgin ve kalıcı bir korku, özgül fobinin "doğal çevre" alt tipi olarak değerlendirilebilir. Korku depremle sınırlı kalmayıp her şeye yayılan bir endişeye dönüşmüşse yaygın anksiyete, beklenmedik panik ataklarla seyrediyorsa panik bozukluk gündeme gelebilir. Depremi bizzat yaşamış kişilerde ise tablo çoğu zaman bir travma tepkisidir. Tanı yalnızca bir klinik görüşmeyle konulabilir.

Depremi Yaşadıysanız: Korku mu, Travma Tepkisi mi?

Büyük bir depremden sonraki ilk günlerde ve haftalarda yoğun korku, irkilme, uykusuzluk, depremin görüntülerinin zihne gelmesi, binalara girememe ve sürekli tetikte olma beklenen tepkilerdir. Bunlar bir hastalık belirtisi değil, zihnin ve bedenin yaşanan tehlikeye verdiği doğal yanıttır ve çoğu kişide zamanla azalır. Artçı sarsıntılar sürdükçe bu tepkilerin uzaması da anlaşılırdır.

Bazı kişilerde ise belirtiler azalmak yerine sürer ya da yoğunlaşır. Klinik değerlendirmede süre önemlidir: belirtiler olaydan sonraki ilk ay içinde yoğun seyrediyorsa akut stres bozukluğu, bir aydan uzun sürüp günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) açısından değerlendirme gerekebilir. TSSB'de kişi depremi tekrar tekrar yaşıyormuş gibi hisseder, kâbuslar görür, depremi hatırlatan her şeyden kaçınır, kendini ve dünyayı eskisinden çok daha güvensiz algılar ve sürekli alarm hâlinde yaşar.

Depremde bir yakınını kaybetmiş kişilerde korku ve yas iç içe geçer. Yas tepkileri ve bu süreçte neler yapılabileceği yas süreci yazısında ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Depremi yaşamadan da etkilenmek mümkün

Depremi bizzat yaşamamış ama deprem bölgesinde görev yapmış kişiler, yakınlarını orada kaybedenler ya da günlerce enkaz görüntüleri izleyenler de yoğun etkilenebilir. Başkalarının travmasına tanık olmanın yarattığı bu yükü ikincil travma yazısında anlattım.

Deprem Korkusunun Belirtileri

Zihinsel belirtiler:

  • "Şimdi olacak", "Bu gece olursa" düşüncelerinin sürekli zihne gelmesi
  • Evdeyken ya da bir binaya girerken kaçış yollarını, en yakın çıkışı sürekli hesaplamak
  • Deprem ve yıkım görüntülerinin istemsizce gözünün önüne gelmesi
  • Dikkati toplayamama, işe ya da derse odaklanamama

Bedensel belirtiler:

  • Çarpıntı, nefes darlığı, göğüste sıkışma
  • Titreme, terleme, mide bulantısı
  • Kas gerginliği, baş ağrısı
  • Deprem olmadığı hâlde sallanma hissi (aşağıda ayrıca ele alındı)

Davranışsal belirtiler:

  • Haberleri, deprem uygulamalarını ve sosyal medyayı sürekli kontrol etmek
  • Evde uyuyamamak; arabada, bahçede ya da giyinik ve ayakkabılı uyumak
  • Yüksek katlardan, asansörden, kalabalık binalardan, metrodan kaçınmak
  • Sevdiklerini sık sık arayıp nerede olduklarını kontrol etmek
  • Kapıyı açık bırakmak, ışığı hiç kapatmamak

Korku bazen ani ve çok yoğun bir dalga hâlinde, çarpıntı, nefes darlığı ve "şimdi öleceğim" hissiyle gelir. Bu bir panik atak olabilir. Panik ataklar sık tekrarlıyor ve "yine olacak mı?" korkusu başladıysa agorafobi ve panik sayfası yardımcı olabilir.

Hayalet Deprem: Deprem Olmadığı Hâlde Sallanma Hissi

Büyük bir depremin ve artçı sarsıntıların ardından birçok kişi, yer sarsılmadığı hâlde sallanıyormuş gibi hisseder. Otururken ya da yatarken bir anda "deprem mi oluyor?" diye irkilir, avizeye ya da bardaktaki suya bakar. Halk arasında hayalet deprem diye anılan bu his yaygındır. 2011'deki büyük Japonya depreminden sonra yapılan araştırmalarda da katılımcıların önemli bir kısmının bu hissi yaşadığı ve hissin hem denge sistemiyle hem de kaygı düzeyiyle ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Bu his neden olur? İki mekanizma birlikte çalışır:

  • Denge sisteminin uyumu: İç kulaktaki denge sistemi, tekrarlayan sarsıntılara uyum sağlamaya çalışır. Uzun bir tekne yolculuğundan sonra karada da sallanıyormuş gibi hissetmeye benzer biçimde, sarsıntılar bittikten sonra da bir süre hareket algısı sürebilir.
  • Tetikte olma hâli: Tehlikeyi yaşamış bir beyin, benzer bir işaret için ortamı sürekli tarar. Kalp atışı, bir aracın geçişi ya da binanın hafif titreşimi gibi normalde fark edilmeyecek uyaranlar, "deprem" olarak yorumlanır. Kaygı arttıkça bu yorum daha sık yapılır, her yanlış alarm da kaygıyı artırır.

Hayalet deprem hissi çoğu kişide haftalar içinde azalır. Bu süreçte şunlar yardımcı olabilir:

  • His geldiğinde sabit bir noktaya (asılı bir nesne, bardaktaki su) bakıp gerçekten bir sarsıntı olup olmadığını bir kez kontrol edin; sonra dikkatinizi yaptığınız işe geri getirin.
  • Hissi deprem uygulamasından teyit etme ihtiyacını azaltmaya çalışın. Her kontrol kısa süre rahatlatır ama beyne "tehlike gerçek, sürekli kontrol etmelisin" mesajını verir.
  • Yavaş ve düzenli nefes alın; bedendeki alarm tepkisi azaldıkça his de zayıflar.
  • Düzenli uyku ve hareket, denge sisteminin toparlanmasına yardımcı olur.

Sallanma hissi haftalar geçmesine rağmen sürüyorsa, belirgin baş dönmesi, dengesizlik, kulak çınlaması ya da işitme kaybı eşlik ediyorsa bu hissi yalnızca kaygıya bağlamayın; bir kulak burun boğaz ya da nöroloji uzmanına başvurun.

Deprem Korkusu Neden Olur?

Deprem korkusu genellikle bir yatkınlık ile bir tetikleyicinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar, ardından kişinin korkuyu azaltmak için yaptığı şeyler, farkında olmadan onu besler.

  • Yaşanmış bir deprem: Büyük bir depremi yaşamak ya da yakından tanık olmak, en güçlü tetikleyicidir. Beyin, yaşanan tehlikeyi hatırlamak ve bir daha yakalanmamak için alarm sistemini yüksekte tutar.
  • Belirsizliğe tahammülsüzlük: Deprem, ne zaman ve nerede olacağı bilinemeyen, kontrol edilemeyen bir olaydır. Belirsizliğe tahammülü düşük olan kişiler için bu bilinmezlik başlı başına dayanılmaz gelebilir.
  • Kaygıya yatkınlık: Genel olarak kaygıya eğilimli kişilerde deprem, endişenin yerleştiği yeni bir konu olabilir.
  • Yoğun ve sürekli haber akışı: Deprem görüntülerini ve "büyük deprem kapıda" başlıklarını sürekli izlemek, tehlikenin algılanan yakınlığını artırır.
  • Aileden öğrenilen korku: Çocuklar, anne babalarının korkusunu gözlemleyerek öğrenir. Bu kimsenin suçu değildir; ama çocuklarla konuşurken kendi kaygımızı fark etmek önemlidir.
  • Sevdiklerini kaybetme korkusu: Bazı kişilerde korkunun merkezinde kendi ölümü değil, çocuğuna ya da anne babasına bir şey olması vardır. Bu örüntü ölüm korkusu sayfasında ayrıca ele alınıyor.

Hazırlık mı, Güvenlik Davranışı mı?

Deprem korkusuyla çalışırken en önemli ayrımlardan biri, hazırlık ile güvenlik davranışı arasındaki farktır. İkisi de "güvende olmak" için yapılır ama kaygı üzerinde tam tersi etkiler yaratır.

Hazırlık bir kez yapılır ve belli aralıklarla güncellenir. Örneğin:

  • Dolap ve rafları duvara sabitlemek
  • Deprem çantası hazırlamak ve içeriğini yılda bir iki kez kontrol etmek
  • Aile içinde deprem anında ne yapılacağını ve buluşma noktasını konuşmak
  • Binanızın durumu konusunda yetkili kurumlardan ve uzmanlardan bilgi almak
  • Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) afete hazırlık rehberlerini okumak

Hazırlık yapılınca kişi bir kontrol duygusu kazanır ve zihin, "yapabileceğimi yaptım" diyerek konuyu bırakabilir.

Güvenlik davranışı ise her gün, hatta gün içinde defalarca tekrarlanır ve kaygıyı azaltmak yerine canlı tutar. Örneğin:

  • Deprem uygulamalarını ve haber sitelerini sürekli yenilemek
  • Ayakkabıyla, giyinik ya da kapıyı açık bırakarak yatmak
  • Her odaya girince kaçış yolunu yeniden hesaplamak
  • Deprem çantasını her gece yeniden kontrol etmek
  • Sürekli başkalarına "sence olacak mı?" diye sormak

Güvenlik davranışları kısa süreli rahatlama sağlar. Ama her seferinde beyin şu dersi öğrenir: "Tehlike her an burada ve ancak bunları yaptığım için güvendeyim." Bu yüzden korku zamanla azalmaz, tersine yayılır. Terapide amaç hazırlığı bırakmak değil, hazırlık yapıldıktan sonra güvenlik davranışlarını adım adım azaltmaktır.

Deprem tahminleri ve haber akışı

Depremin tarihini, saatini ve yerini önceden bildirmek bugün bilimsel olarak mümkün değildir. Sosyal medyada paylaşılan "şu tarihte büyük deprem olacak" türünden iddialar kaygıyı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Bilgi için Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve AFAD gibi resmî kaynakları tercih edin; haberleri gün içinde bir iki kısa zamanla sınırlayın ve özellikle yatmadan önce deprem içeriğinden uzak durun.

Gece ve Uyku: Deprem Korkusu Neden Geceleri Artar?

Birçok kişi deprem korkusunun en çok gece arttığını söyler. Bunun birkaç nedeni vardır: gece dikkati dağıtan uyaranlar azalır, zihin kendi düşünceleriyle baş başa kalır; uyurken "hazırlıksız yakalanma" düşüncesi daha korkutucu gelir; büyük depremlerin bir kısmının gece yaşanmış olması da bu korkuyu besler.

Uykuyu korumak için:

  • Hazırlığınızı gündüz yapın; gece yatmadan önce tekrar kontrol etmeyin.
  • Yatmadan en az bir saat önce haberlerden, sosyal medyadan ve deprem uygulamalarından uzak durun.
  • Uyku ve uyanma saatlerinizi sabit tutun; gün içinde uzun şekerlemelerden kaçının.
  • Uyuyamadığınızda yatakta saatlerce dönmek yerine kalkıp loş ışıkta sakin bir şey yapın, uykunuz gelince dönün.
  • Gece uyandığınızda gelen "ya şimdi olursa" düşüncesini tartışmaya girmeden fark edin ve dikkatinizi nefesinize getirin.

Uykusuzluk haftalardır sürüyorsa bir uzmana başvurmak gerekir; uzun süreli uykusuzluk kaygıyı da artırır.

Deprem Korkusu Nasıl Geçer? Terapide Nasıl Çalışılır?

Deprem korkusunda amaç korkuyu tamamen yok etmek değil, onu gerçekçi bir düzeye indirmektir: hazırlıklı ama tetikte olmayan, dikkatli ama yaşamını sürdürebilen bir denge. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), kaygı ve fobilerde etkinliği en iyi gösterilmiş yöntemlerden biridir. Kaygının genel olarak BDT ile nasıl ele alındığını kaygı ve fobiler sayfasında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz. Deprem korkusuna özgü çalışma genellikle şu adımları içerir:

Psikoeğitim

Kaygının bedende ve zihinde nasıl işlediği, hayalet deprem hissinin neden oluştuğu ve güvenlik davranışlarının korkuyu nasıl sürdürdüğü birlikte anlaşılır. "Bende bir şey ters gidiyor" duygusunun yerini, "zihnim beni korumaya çalışıyor ama alarm fazla hassas" anlayışı alır.

Belirsizliğe tahammül ve endişe ile çalışmak

"Olacak mı, olmayacak mı?" sorusunun kesin bir yanıtı yoktur ve zihin bu yanıtı bulmak için sürekli döner. Terapide, belirsizliği ortadan kaldırmak yerine onunla yaşayabilmek çalışılır. Gün içine yayılan endişeyi belirli bir "endişe zamanı"na ertelemek gibi teknikler, düşüncelerin gün boyu zihni işgal etmesini azaltabilir.

Güvenlik davranışlarını azaltmak ve kademeli maruz bırakma

Kişiyle birlikte, en az zorlayandan en çok zorlayana doğru sıralanan küçük adımlar belirlenir. Örneğin ayakkabısız yatmak, deprem uygulamasını günde bir kez kontrol etmek, yeniden yatak odasında uyumak, asansöre bir kat binmek, yüksek kattaki bir kafede kısa bir süre oturmak. Her adım birlikte kararlaştırılır ve kişinin hızına göre ilerlenir. Maruz bırakma yalnızca gerçek riskin makul düzeyde olduğu durumlarda uygulanır; amaç kişiyi tehlikeli bir ortama sokmak değil, gerçekte güvenli olan ama korku yüzünden kaçınılan ortamlara geri dönmesini sağlamaktır.

Travma odaklı çalışma

Depremi yaşamış ve travma sonrası stres belirtileri gösteren kişilerde, uluslararası kılavuzlarda önerilen travma odaklı bilişsel davranışçı terapi kullanılır. Bu çalışmada deprem anısı güvenli bir çerçevede ele alınır ve anının yarattığı alarm tepkisi zamanla azalır.

İlaç ve psikiyatri

Psikologlar ilaç yazmaz. Kaygı çok yoğunsa, panik ataklar sıksa, uyku uzun süredir ciddi biçimde bozuksa ya da eşlik eden depresyon varsa psikiyatri değerlendirmesi önerilir. İlaç gerekip gerekmediğine ve hangi ilacın uygun olduğuna psikiyatri uzmanı karar verir. Başkasına yazılmış ilaçları ya da reçetesiz sakinleştiricileri kullanmayın. İki meslek arasındaki farkı psikolog mu, psikiyatrist mi? yazısında bulabilirsiniz.

Süre ve online terapi

Depremi yaşamamış ve korkusu belirli durumlarla sınırlı kişilerde görece kısa ve odaklı bir çalışma yeterli olabilir. Travma sonrası stres, yas ya da başka kaygı sorunlarının eşlik ettiği durumlar daha uzun bir süreç gerektirebilir. Seanslar yüz yüze yapılabileceği gibi online terapi ile de sürdürülebilir; bu, özellikle binalara girmekte zorlanan ya da deprem bölgesinden başka bir şehre taşınmış kişiler için bir başlangıç köprüsü olabilir.

Manevi baş etme üzerine bir not

Dua ve manevi pratikler, birçok insana zor zamanlarda güç ve huzur verir; terapi bunlarla çelişmez. Dua, korkuyu yatıştırmak için sürekli ve zorlayıcı biçimde tekrarlanan, yapılmadığında yoğun huzursuzluk yaratan bir ritüele dönüştüyse, bunu bir uzmanla konuşmak faydalı olabilir.

Çocuklarda Deprem Korkusu

Çocuklar depremi hem kendi yaşantılarından hem de çevrelerindeki yetişkinlerin tepkilerinden öğrenir. Depremden sonra yalnız uyuyamama, anne babadan ayrılamama, daha önce kazanılmış becerilerde geriye gitme (altını ıslatma gibi), oyunlarında depremi canlandırma ve sık sık "yine olacak mı?" diye sorma gibi tepkiler sık görülür ve çoğu zamanla azalır.

Anne babalar için birkaç öneri:

  • Çocuğun sorularını küçümsemeden, yaşına uygun ve kısa yanıtlayın. "Deprem olmayacak" gibi verilemeyecek sözler yerine, "Deprem olursa ne yapacağımızı biliyoruz ve birlikteyiz" demek daha güven vericidir.
  • Deprem ve yıkım görüntülerini çocuğun yanında açmayın.
  • Günlük rutinleri, uyku ve yemek saatlerini korumaya çalışın.
  • Deprem tatbikatını korkutucu bir ders gibi değil, birlikte yapılan bir oyun gibi uygulayın; çocuğun kontrol duygusu artar.
  • Kendi kaygınızı fark edin ve kendinize de destek alın; sakin bir yetişkin, çocuk için en güçlü güven kaynağıdır.

Korku bir aydan uzun sürüyor, uyku, okul ya da oyunu belirgin biçimde bozuyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alın. Küçük çocuklar yaşadıklarını çoğu zaman sözle değil oyunla ifade eder; bu yüzden oyun terapisi depremden sonra zorlanan çocuklar için uygun bir yaklaşım olabilir.

Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

Aşağıdaki sorular yalnızca durumunuzu fark etmenize yardımcı olmak için hazırlandı. Bu liste bir tanı aracı değildir ve puanlaması yoktur.

  • Son birkaç haftadır deprem düşüncesi hemen her gün, uzun süre aklımı meşgul ediyor mu?
  • Deprem korkusu yüzünden uykuya dalmakta zorlanıyor ya da gece sık sık uyanıyor muyum?
  • Evde, belirli binalarda ya da yüksek katlarda durmaktan kaçınıyor muyum?
  • Deprem uygulamalarını ve haberleri gün içinde defalarca kontrol ediyor muyum?
  • Deprem olmadığı hâlde sık sık sallanıyormuş gibi hissedip paniğe kapılıyor muyum?
  • Depremi yaşadıysam, görüntüleri istemeden gözümün önüne geliyor ya da kâbuslar görüyor muyum?
  • Bu korku işimi, okulumu, ilişkilerimi ya da çocuklarıma bakımımı etkiliyor mu?

Bu sorulardan birkaçına "evet" diyorsanız, yaşadıklarınızı bir uzmanla konuşmak iyi bir başlangıç olabilir.

Ne Zaman Yardım Almalı?

Deprem korkusu haftalardır neredeyse her gün sizi meşgul ediyorsa, uykunuzu, işinizi ya da ilişkilerinizi etkiliyorsa, kaçındığınız yerlerin sayısı artıyorsa veya kaygıyla baş etmek için giderek daha fazla kontrol, güvence ya da alkole ihtiyaç duyuyorsanız bir klinik psikologla görüşmek faydalı olur. Depremi yaşadıysanız ve belirtiler bir aydan uzun süredir azalmıyorsa, travma sonrası stres açısından bir değerlendirme yapılması önemlidir. Erken destek, korkunun yeni alanlara yayılmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Korku bazen umutsuzluğa dönüşebilir. Yaşadıklarınız "artık dayanamıyorum", "yaşamak istemiyorum" duygularına dönüştüyse beklemeden destek alın. Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Bu Konuda Nasıl Çalışıyorum

Deprem korkusu ve deprem sonrası travma tepkileriyle çalışırken bilişsel davranışçı terapiyi temel alıyorum. DATEM'de Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu'ndan aldığım Bilişsel ve Davranışçı Terapiler Eğitimi'nin "Panik Bozukluk, Agorafobi ve Sosyal Kaygı", "Yaygın Kaygı ve Depresyon" ve "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" modülleri ile B&S Psikoloji'deki "Kayıp, Travma ve Yas Terapisi Eğitimi" bu alandaki çalışmamın dayanağıdır. Eğitimlerimin tamamını hakkımda sayfasında görebilirsiniz. İstanbul Anadolu Yakası'nda yüz yüze görüşme için Pendik ve Ümraniye sayfalarına göz atabilirsiniz.

Kaynaklar

  • American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR).
  • World Health Organization. (2019/2022). International Classification of Diseases, 11th Revision (ICD-11): 6B00 Yaygın anksiyete bozukluğu, 6B01 Panik bozukluk, 6B03 Özgül fobi, 6B40 Travma sonrası stres bozukluğu.
  • National Institute for Health and Care Excellence. (2018). Post-traumatic stress disorder (NICE guideline NG116).
  • Inter-Agency Standing Committee (IASC). (2007). IASC Guidelines on Mental Health and Psychosocial Support in Emergency Settings. IASC.
  • Honma, M., Endo, N., Osada, Y., Kim, Y., & Kuriyama, K. (2012). Disturbances in equilibrium function after major earthquake. Scientific Reports, 2, 749.
  • Craske, M. G., Treanor, M., Conway, C. C., Zbozinek, T., & Vervliet, B. (2014). Maximizing exposure therapy: An inhibitory learning approach. Behaviour Research and Therapy, 58, 10–23.
  • Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD). Afete hazırlık rehberleri. afad.gov.tr.

Sıkça Sorulan Sorular

Deprem korkusu normal mi?

Türkiye gibi deprem riskinin gerçek olduğu bir ülkede depreme karşı bir miktar kaygı duymak ve hazırlık yapmak son derece anlaşılırdır. Korku gün boyu zihninizi meşgul ediyor, uykunuzu bozuyor, evde duramamanıza ya da binalara girememenize yol açıyor ve haftalardır sürüyorsa, gerçekçi bir kaygının ötesine geçmiş olabilir ve destek almak faydalı olur.

Vücutta deprem oluyor hissi nasıl geçer?

Büyük bir deprem ve artçıların ardından, deprem olmadığı hâlde yerin sallandığını hissetmek sık görülen bir durumdur ve halk arasında 'hayalet deprem' diye anılır. Denge sisteminin yaşanan sarsıntılara uyum sağlamasıyla ve sürekli tetikte olmakla ilişkilidir; çoğu kişide haftalar içinde azalır. Sabit bir noktaya bakmak, yavaş nefes almak ve deprem uygulamalarını sürekli kontrol etmemek yardımcı olabilir. His sürüyor ya da belirgin baş dönmesi eşlik ediyorsa bir hekime başvurmak gerekir.

Deprem korkusundan uyuyamıyorum, ne yapmalıyım?

Gece, dikkat dağıtan uyaranlar azaldığı için korku genellikle daha yoğun hissedilir. Yatmadan önce bir saat haber ve deprem uygulamalarından uzak durmak, deprem çantasını ve planınızı gündüz hazırlayıp gece tekrar tekrar kontrol etmemek, uyku saatlerini sabit tutmak ve uyanınca yatakta saatlerce kalmamak yardımcı olabilir. Uykusuzluk haftalardır sürüyorsa bir uzmana başvurun.

Deprem korkusu nasıl yenilir?

Korkuyu tamamen yok etmek değil, onu gerçekçi bir düzeye indirmek hedeflenir. Bunun için bir kez gerçekçi bir hazırlık yapmak, sonra kaygıyı besleyen tekrar tekrar kontrol etme ve kaçınma davranışlarını adım adım azaltmak ve haber takibini sınırlamak işe yarar. Bilişsel davranışçı terapi bu süreci yapılandırılmış biçimde destekler.

Deprem korkusu için ilaç kullanılır mı?

Deprem korkusunda tedavinin temeli psikoterapidir. Kaygı çok yoğunsa, panik ataklar sıksa ya da uyku uzun süredir ciddi biçimde bozuksa bir psikiyatri uzmanı ilaç tedavisini değerlendirebilir. İlaç kararı ve dozu yalnızca hekim tarafından belirlenir; başkasının ilacını kullanmayın.

Çocuğum depremden çok korkuyor, ne yapmalıyım?

Çocuğun korkusunu küçümsemeden dinleyin, yaşına uygun ve kısa açıklamalar yapın, deprem görüntülerini yanında açmayın ve günlük rutini korumaya çalışın. Deprem tatbikatını oyun gibi birlikte yapmak kontrol duygusunu artırabilir. Korku bir aydan uzun sürüyor, uyku, okul ya da oyunu belirgin biçimde bozuyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alın.

Seanslar nerede yapılıyor?

İstanbul'da iki ofiste yüz yüze, Türkiye ve Avrupa'dan online.

Berre Demirci

Klinik Psikolog

Klinik psikoloji yüksek lisansı, bilişsel davranışçı terapi, cinsel terapi ve aile danışmanlığı eğitimleri. Eğitim ve sertifikaları görün

İlgili Yazılar